Sanat Tarihi Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/75
Browse
Browsing Sanat Tarihi Bölümü Koleksiyonu by Issue Date
Now showing 1 - 20 of 101
- Results Per Page
- Sort Options
Article Akkoyunlu Dönemi Resimli Şehnameleri: İkonografik Bir Değerlendirme(Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi, 2023) Aydın DeryaAkkoyunlular (1340-1514) tarih sahnesine bir beylik olarak çıkmışlar ve daha sonra devlet olma yolunda ilerlemişlerdir. Zaman içerisinde kazandıkları güç sanat üretimini etkilemiş ve üretim Şiraz’da yoğunlaşmıştır. Özellikle Akkoyunların bölgeye hakimiyetlerinden sonra Şiraz’daki yoğun üretim bu dönemde resimli el yazma sayısındaki artışla kendini göstermiştir. Resimli el yazması üretiminde Ebül Kasım Firdevsi (ö. 411 H./1020 M.) tarafından 11. yüzyılın başlarında tamamlanan Şehnamelerin ayrı bir yeri olmuştur. Şiraz’da özellikle üzerinde durulan dönemdeki resimli Şehname üretimindeki artış dikkat çekici bir hal almış ve yakın tarihlerde hazırlanmış pek çok nüsha günümüze ulaşmıştır. Akkoyunlu dönemindeki Şehnamelerin ikonografik özellikleri, bu döneme ait özgün örneklerin ve resimlerinin incelenmesi ile belirlenebilmektedir. Resim-metin ilişkisinde kuvvetli bağ Şehname ikonografisinin belirlenmesin sağlamaktadır. Diğer taraftan nakkaşın yorumu sahnenin şekillenmesini büyük oranda etkilemektedir. Mevcut olan resim üslubunun katkısı da resmin hazırlanması sırasında yerini almaktadır. Bu bağlamda ikonografideki farklılıklar aynı sahnenin farklı nüshalardaki incelenmesi ile ön plana çıkmaktadır.thesis.listelement.badge Aksaray'da Türk Devri Mimarisi(2014) Erdal, ZekaiAksaray were located in the center of Anatolia hand gained a new identity containing Turkish-Islamic cultur and art influence after it was invaded by Anatolian Seljukides in XIIth century. In this study a brief summary of Aksaray was given to indicate the importance of city concerning political and cultural events of the period. Afterwards, architectural activities in centrium of Aksaray and its villages between XIIth-XXth century is defined and research was held concerning the mosques, minarets, madrasah, zawiyahs, tombs, caravanserais, hospitals, turkish baths, bridges, fountains, laundries, aqueaducts, kiosks, bakehouses, schools, libraries, publşc buildings, bazaars survived until today in terms of building techniques and architectural specifications. The searched monuments in our extent of thesis were builded within a long time period which had began from XIIth. Century to first half of XXth century. In this study, plans, facade and material characteristics of the architectural monuments in Aksaray provience were documented through monumental surveys, and their presesnt conditions were recorded by taking their photos.Article Mardin Müzesi'ndeki Nureddin Zengi Sikkeleri(Journal of Islamicjerusalem Studies, 2018) Erdal, ZekaiThe Zengid dynasty is one of the prominent Turkish states that ruled Iraq, Syria and eastern and south-eastern Anatolia regions (today within contemporary Turkey) with Aleppo and Mosul as their centre between 1127 and 1233. Apart from Mosul and Aleppo, it had three more principalities centred in Cizre, Sinjar and Shahrizor. The state founded in 1127 when Imad al-Din Zengi was appointed to govern Mosul dominated a vast area, and then, they saw the Crusaders as their primary enemy and laid the foundations until the conquest of Jerusalem by Salah al-Din al-Ayoubi. One of the greatest sultans of the Zengids was Nur al-Din Zengi (1118-1174) who came to Aleppo and ascended the throne upon the death of Imad al-Din Zengi at Qal ‘Book Part Diyarbakır El Sanatlarından Palan ve Şapka Yapımı(2012) Yeşilbaş, EvindarDiyarbakır Geleneksel El SanatlarıArticle Ortaçağ İslam Mimarisi Süsleme Programında Kakma Tekniği: Mardin Örneği(Artuklu Akademi, 2020) Yeşilbaş, EvindarMimari süsleme, kullanılan malzemenin yüzeyine uygulanan müdahaleye bağlı olarak farklı tekniklerle karşımıza çıkmaktadır. Mimari yapılarda ana malzeme olarak yüzyıllardır en çok kullanılan taş, coğrafi etkenlerin ve dayanıklılığın yanında kişisel beğeni sonucunda da tercih edilmiştir. Mimaride taşa uygulanan süslemelerde oyma, kafes oyma, kakma, kazıma, boyama teknikleri ile renkli taş kullanımından söz edilebilir. Çalışmamıza konu olan kakma tekniği, ana inşa malzemesi üzerine farklı renkteki malzemenin kakılması ile oluşturulan bir tekniktir. Bu çalışmada, Mardin’in İslamî dönem dinî yapılarından kakma tekniği süslemeye sahip Latifiye Camii, Hamza-i Kebir Camii, Zinciriye Medresesi ve Kasımiye Medresesi incelenmektedir. Bu çalışmadaki amacımız, kakma tekniği konusunda alana katkı sağlamakla birlikte Mardin’deki ortaçağ İslamî dönem dinî yapılarında görülen kakma teknikli süslemeleri detaylarıyla literatüre kazandırmaktır. Anadolu’da aynı dönem içerisinde karşılaştığımız örneklere nazaran, Mardin’de daha yoğun kullanılan bu teknik, motif ve kompozisyonlarda Selçuklu süsleme üslubunun izlerini taşımaktadır.Book Part Kültürel Mirasa Erişim ve Kültürel İlk Yardım: Türkiye'de Sanal Müzeler(Eğitim Yayınevi, 2021) Batuhan, Tuğbaİnsanlığın kültürel mirası doğal afetlerden olabileceği gibi kimi durumda insan eliyle gerçekleşen zararlara maruz bırakılmaktadır.Gelişen dünya ile beraber kültürel miras ile ilgili farkındalık ve koruma ihtiyacı artarken, kültürel acil durumlar biraz daha geri planda kalarak belki de görmezden gelinmektedir. Bu çalışma, kültürel erişim ve yardımın boyutlarını, Türkiye’deki sanal müzelerin 2020-2021 yılları e-ziyaretçi verileri doğrultusunda tartışmaktadır. Sanal müzelerin açılması ile kültürel erişime olan talebi göstermektedir. Kültürel mirasın korunmasında sanal müzelerin rolünün görülmesine ve kültürel erişim hakkına yönelik yaklaşımları aktarmaktadır.Conference Object Siirt-Batman İlleri ve İlçelerindeki Ortaçağ ve Sonrasına Ait 2004 Yılı Yüzey Araştırmaları(2005) Boran, Ali; Tüfekçioğlu Abdülhamit; Erdal, ZekaiSiirt merkez, Eruh, Pervari ve Batman Kozluk ilçelerindeki eserler.Article Citation - WoS: 9Citation - Scopus: 18The cathedral complex at Nisibis(CAMBRIDGE UNIV PRESS, 2013) Keser Kayaalp, Elif; Erdoğan, NihatThe cathedral complex at Nisibis sits within what is currently a large excavation site. The excavations, continuing on and off over the last 12 years, have yielded exciting discoveries. This article is not a report of the excavations as such, but, in the light of them, it revisits the cathedral complex in an attempt to reconstruct the possible cathedral on the site and to establish the building phases of the only standing structure on the site, known as the 'Church of Mor Yaqub', which was the baptistery of the cathedral.Book Part Diyarbakır Camileri Süsleme Programında Kakma Tekniği(Dicle Üniversitesi Kültür Yayınları, 2023) Yeşilbaş, EvindarDiyarbakır Camileri Süsleme Programında Kakma Tekniği,Article Bizans Dönemi El Yazması: Topkapı Sarayı G.i.8 Nüshası Resimlerindeki Alegorik Unsurlar(AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ, 2019) NECLA KAPLANBugün Topkapı Sarayı Müzesi’nde G.İ.8 numarada kayıtlı bulunan Bizans Dönemi Resimli Oktateukh el yazması 12. yüzyıla tarihlendirilmektedir. Bizans İmparatoru I. Aleksios Komnenos’un (1081-1118) oğlu Porfirogennetos İsaakios Komnenos tarafından hazırlanan eser, Yunanca küçük harflerle yazılmış Eski Ahit’in ilk sekiz kitabını içeren 569 sayfalı ve 301 resimli bir el yazmasıdır. Eserde geçen hikâyeler resimlerle görselleştirilmiştir. Bazı hikâyelerin resimlenmesinde alegorik unsurların kullanıldığı dikkat çekmiştir. Söz konusu nüshada görülen alegorik figürler bildiri konusu olarak seçilmiştir. Genişletilmiş bir metafor, soyut kavramın resim diline dönüştürülmesi, başka bir şey söylemek anlamına gelen alegori, dini bağlamda kullanıldığında bir hikâyenin ya da sanat eserinin teolojik değerlerinin sembolü olarak yorumlanması, görsel olarak anlatılması şeklinde tanımlanabilir. Alegori; antikçağ, ortaçağ, rönesans metinlerinde, tiyatroda ve resimde de tercih edilmiştir. Ortaçağ kitap ve duvar resimlerinde, kilise süslemelerinde soyut kavramın veya olgunun anlaşılmasını sağlamak için basitleştirilerek kullanılmıştır. Topkapı Sarayı G.İ.8 Oktateukh el yazmasında; “Âdem’in Hayvanlara İsim Vermesi” sahnesinde Kartal, “Musa’nın Nehirde Bulunması ve Rab’bin Musa’ya Vadedilen Toprakları Göstermesi” sahnelerinde Güvercin ve “İlk Doğanların Ölümü Belası” sahnesinde Yılan figürleri görülmektedir. Çalışmada, Eski Ahit konulu Bizans el yazmasında geçen hikâyeleri görselleştiren resimlerde görülen Kartal, Güvercin, Kuğu ve Yılan figürleri neyi ifade ediyor? sorusuna yanıt aranacaktır. Metin resim ilişkisi göz önünde bulundurularak figürlerin ikonografik ve alegorik anlamları irdelenmiş, sembolik ifadeleri açısından resmin çözümlemesi yapılmıştır. Bildirinin amaçlarından biri Bizans resim sanatını temsil eder nitelikteki söz konusu el yazmasının resimlerinde görülen alegorik unsurlara dikkat çekmek ve ikonografik açıdan irdelemektir. Diğer önemli amacı ise el yazmasındaki bu alegorik unsurların sembolik anlamlarına değinmektir.Article Artuklu Yapıları Örnekleminde Sanatta Kültürel Etkileşim(Kadim Akademi Derneği, 2020) Yeşilbaş, Evindar; Acat Akgül, FehimeAnadolu’da XI. yüzyıldan itibaren gelişen kültür ve sanat çok farklı kültürel ve etnik veriler üzerine temellenmiştir. Anadolu sınırları içinde oluşan sanatların daha iyi anlaşılması için sanatın gelişmesini etkileyen ortamı ve kültür çevresini iyi araştırmak bir zorunluluktur. Sanatın içinde kendine yer bulan farklı gelenekleri tespit etmek ve bu geleneklere ait olan unsurları ortaya koymak oldukça önemlidir. Aynı dönem ve yakın çevrede hüküm süren beylikler ve devletler, tarih boyunca kaçınılmaz bir şekilde kültürel ilişkiler içerisinde bulunmuşlardır. Kültürel etkileşimi oluşturan temel husus ise siyasi ve sosyal zeminde yaşanan ilişkilerdir. Bu etkileşimin izlerini ortaya koyan en somut veriler sanat üretimleridir. Sanat yapıtlarında, taçkapı, minare, kemer, örtü sistemi, malzeme, süsleme vb. gibi mimari yapı detayları üzerinden kültürler arasındaki etkileşimin izleri okunabilmektedir. Bu çalışmada, Artuklu Beyliği ile aynı dönemde ve yakın bölgelerde hüküm sürmüş Büyük Selçukluları, Anadolu Selçukluları, İlhanlı, Eyyûbi, Zengî ve Memlûkler’in siyasi, sosyal ve kültürel ilişkileri üzerinden malzeme, teknik, süsleme açısından dönemin yapılarındaki benzer izler incelenmiş ve değerlendirilmiştir.Article MARDİN MÜZESİ'NDE BULUNAN 17.-19. YÜZYIL GÜMÜŞ BİLEZİK ÖRNEKLERİ.(2018) Yeşilbaş, Evindar; Yeşilbaş, EvindarAnadolu coğrafyasında tarih öncesi çağlardan günümüze kadar maden işlemeciliği ve takı sanatı alanında önemli el sanatlarının üretildiği bilinen bir gerçektir. Çeşitli malzemelerden üretilen el sanatları arasında gümüş madeni içerisinde takı, sikke, gündelik eşya, savaş aletleri üretiminde kullanılan değerli bir maden olmuştur. Takı yapımı el sanatları içinde büyük bir hassasiyetle çalışılan, sembolik anlamlar taşıyan, nazara karşı koruma sağladığı düşünülen ürünlerdir. Gümüş işlemeciliği alanında merkez konumundaki Mardin, hem Artuklu, hem de Osmanlı Döneminde bu özelliğini devam ettirmiş ve bu kentte her dönemde önemli eserler üretilmiştir. Çalışmamızda da, Mardin Müzesine satın alma yoluyla gelmiş 17.-19. yüzyıllara ait gümüş bileziklerden yedi tanesinin kataloğu oluşturulmuştur. İncelediğimiz örneklerden bazıları müzede bulunan teşhir salonlarının yetersizliği sebebiyle depolarda muhafaza edilmektedir. Örneklerin, malzeme ve teknik, ölçü, müzeye geliş yolu ile ilgili bilgiler verildikten sonra ayrıntılı tanımları yapılmıştır. İncelenen örnekler üzerinden Mardin’de 17.-19. yüzyıl gümüş bilezik üretimine, form ve biçim ile süsleme özelliklerine yönelik değerlendirmeler ortaya konulmuştur. Yaptığımız incelemeler sonucunda 17.-19. yüzyılda bilezik modasında süslemelerde ajur tekniği, kabartma, kakma, kazıma, savatlama teknikleri tek tek kullanılmakla birlikte birden fazla tekniğin beraber de kullanıldığı görülmüştür. Bu konunun seçilmesinin sebebi Mardin Müzesinde sergilenen takıların katalog çalışmasının daha önce gerçekleştirilmemiş olmasıdır. Bu çalışma ile Mardin Müzesinde bulunan diğer el sanatlarına literatür ve bilimsel çalışmalar açısından örneklik teşkil edeceği düşünülmektedir.Article 15. YÜZYIL SONUNDA ÖZGÜN BİR ŞEHNAME ÖRNEĞİ: STAATSBIBLIOTHEK ZU BERLIN, MS. OR. FOL. 4255(Sosyal Bilimler Dergisi / The Journal of Social Sciences, 2020) Aydın DeryaEbul Kasım Firdevsi tarafından 11. yüzyılın başında tamamlanan Şehname, yazıldıktan sonra zaman içerisinde ün kazanan bir eser olmuştur ve resimli nüshaları yapılmaya başlamıştır. Şehname’nin günümüzde dünya müzelerinin ve kütüphanelerinin koleksiyonunda pek çok resimli nüshası bulunmaktadır. Bu nüshalardan biri de Staatsbibliothek zu Berlin’in- Preussischer Kulturbesitz, Orientabteilung’de, 1489 tarihli Ms. or. fol. 4255’dir. Eser 15. yüzyılın sonunda İran ve çevresine Akkoyunlu devletlerinin (1340-1514) hâkim olduğu dönemi ifade eden Türkmen dönemine tarihlendirilmektedir. Döneme ait kitaplar yapılan araştırmalarda “ticari” kavramı ile birlikte değerlendirilmiştir. Böylece aynı türdekilerin birbirine benzedikleri düşüncesini oluşmuştur. Ms.or.fol.4255 de bu düşünceye dahil edilmektedir. Bununla birlikte,�����ticari����� olarak hazırlandığı düşünülen her bir n�����üsha���������� kendi iç�����inde de�����erlendirmek, benz�����erliklerinin �����yanı����� sı�����ra eserin sahip olduğ�����u ����������özg�����ünlüğü orta�����ya ����������komasını����� sa�����ğlay�����acaktı�����r. Kitab�����n, tasar�����ımının tamamla����������c�����ısı olan cildi v�����e resimli, resimsi�����z sa�����yfaları�����ndaki d����������eni farklı�����l�����ısını����� ortaya koyarken, resim-metin ili�����kisi �����e sahnelerdeki �����yorumlar ����������özgünlüğü belirginle�����tirecektir. Bu bağ�����lamda Ms. or. fol. 4255��������������� bu �����al����������mada incelenmesi özgün taraflar�����n�����n orta�����ya konulması����� sağ�����layacaktır.Article Mardin İslami Dönem (11-15 Yüzyıl) Dini Yapılarında Örtü Sistemi(2023) Yeşilbaş, Evindar; Irmak, Hülyaİnsanlar kar, yağmur suları ile hava ve doğa olaylarından korunmak üzere mekanların üzerlerini farklı kapatmışlardı. Zaman zaman mekân kurgusunun önemli bir unsur olan yapı sistemleri kimi zaman dar ve uzun dehlizlerin kimi zaman daha büyük yapıların üzerini seçmek için geliştirilerek çeşitli teknikler denenmiştir. Nihayetinde Roma İmparatorluğu'nun dünya mimarisinde kazandırdığı tonoz ve kubbe gibi eğrisel hatlara sahip pratik çözümler geliştirildi. Bu çözümler sonraki süreçte birçok devlet tarafından farklı şekil, boyut ve üslupla kullanılmıştır. Öyle ki bu plan sistemleri, devlet ve uygarlıkların karakteristik mimari özellikleri haline gelmiştir. Mardin de yapılarının yapı sistemleri ile dikkat çeken bir kenttir. Özellikle kent mimarisine damgasını vuran Artuklu Dönemi ile başlayan örtü sistemlerinde üslupsal özelliklerin kendinden sonra Akkoyunlular döneminde de sevilerek başlatıldığı görülmektedir. Bu günlerde incelenmeye değer görülen “Mardin İslami Dönem Dini Yapılarda Örtü Sistemi” konusunun konusu. Bu başlık altında 11.-15. Yüzyıllar arasında inşa edilmiş olan cami, medrese, türbe ve zaviye türü yapıların büyük bir bölümü değerlendirilmiştir. Çalışmada her bir listeleme sistemi malzeme, teknik, form, boyut özelliklerine göre belirlenir. Çalışmamızda yapıların değerlendirme ve karşılaştırmaları söz konusu yüzyılların üslup özellikleri ortaya çıkmıştır.Article Mardin Ulu Cami Üzerine Yeni Görüşler(VAN YÜZÜNCÜ YIL ÜNİVERSİTESİ SOSYAL BİLİMLER ENSTİTÜSÜ DERGİSİ, 2017) Erdal, ZekaiOne of the most ancient mosques in Anatolia is the Great Mosque of Mardin. Various opinions about the construction date and architectural building of the mosque which is one of the most beautiful archetypes of Artuqid art were propounded. It is reckoned that it had a long construction period because of 16 inscriptions on the mosque. Although it was claimed in resources that the mosque had two minarets, it has not been accepted definitely by researchers and considered conspicuously. The buildings in Mardin were written by Prof. Dr. Ara Altun and his opinions are widely accepted. According to his opinions, the mosque was built in XI. century in the Seljuk Period considering the oldest inscription of the mosque and it took its present form the earliest in the last quarter of XII. century. On the other hand, this claim is not exact according to the waqfiyya. The waqfiyya asserts that the mosque was built by the Artuqid Sultan of Kutbettin İlgazi at once. Waqfiyya is dated to 573/1178. On the body of minaret, the date of 572/1176 can be read. It demonstrates that the mosque was completed in 1176 and its waqfiyya was engineered in 1178. Its waqfiyya reveals that the mosque had a backyard, two minarets and an independent madrasah. In addition, it is stated in the waqfiyya that there were shops on the north of the mosque. In this study, it will be dwelled on the date problem of the mosque in the light of present new information and the waqfiyya. Also, it will be attempted to reveal the original form of the mosque taking into consideration the remnants from the original texture of the building, the documents related to the mosque and the waqfiyya.Conference Object ANADOLU SELÇUKLU VE BEYLiKLER DEVRİNDE AKSARAY'IN VAZIYET PLANI(2016) Erdal, Zekai; Yıldız, İrfanAnadolu Selçukluları döneminde önemli bir merkez olan özellikle Sultan II. Kılıç Aslan döneminde bir askeri üs ve sultanın ikametgahı olan Aksaray'da birçok eser inşa edildi. Bu inşa faaliyetleri arasında kale, cami, mescit, medrese, türbe, köprü, hankah, zaviye, çeşme, han ve saray yer almaktadır.Article Diyarbakır'da su mimarisi üzerine bir değerlendirme(2012) Yeşilbaş, EvindarAnadolu’nun uygarlaşması diyebileceğimiz dönem içinde, çeşitli yerleşim alanlarında ve güzergâhlar üzerinde çok sayıda su yapısı inşa edilmiştir. Söz konusu eserlerin bir bölümü bazı nedenlerden dolayı günümüze kadar ulaşamamıştır. Günümüze ulaşan eserlerin tümünün değerlendirilmediğini de söylemek gerekir. Diyarbakır il merkezinde yer alan su yapılarının mimari özelliklerini genel hatları ile değerlendirmeyi kapsayan çalışmada tarihi taş köprü, hamam ve çeşme yapıları incelenmiştir. Yapılan incelemelerde toplam 42 adet su yapısı (Köprü, Hamam, Çeşme) tespit edilmiştir. Bu yapı ların mimari özellikleri tanıtılmaya çalışılırken fotoğraf ve çizimlerden yararlanılmıştır.Conference Object Siirt tillo ilcesi ziyaretler mah. 130 a Kurtarma ve Temizlik Kazısı 2018(Kültür ve turizm bakanlığı, 2019) Tümer, ŞerifKültür ve Turizm Bakanl õ ğ õ , Kültür Varl õ klar õ Müzeler Genel Müdürlü- ğ ü’nün 08.05.2018 tarih ve 51337267-160.02.02-E.399484 say õ l õ yaz õ s õ na isti-naden Siirt, İ li Tillo İ lçesi Ziyaretler (Fakirullah ) Mahallesi 130 Ada, 28 Par-sel’deki tescilli tarihi mezarl õ k alan õ nda, Batman Müze Müdürlü ğ ü ba ş kanl õ - ğ õ nda ve heyet üyelerinin de kat õ l õ m õ yla 05/06/2018 tarihi itibariyle kurtarmave temizlik kaz õ s õ ba ş lanm õ ş t õ r. Kurtarma ve temizlik kaz õ s õ 25/12/2018 tarihiitibariyle sonuçland õ r õ lm õ ş t õ r.Book Part Nusaybin Akademisi’nin Sanata Yaklaşımı ve Süryani Kilisesine Etkisi(Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2022) Kaplan, NeclaGünümüzde Mardin İl’inin güneydoğusunda bulunan Nusaybin, Antik dönemde, önemli ticaret yollarının kavşak noktası konumundaydı. Nusaybin’in konumu, jeopolitik açıdan üstünlük kazanmasına ve imparatorlukların elde etmeye çalıştığı bir yer olarak cazibesinin artmasına yol açmıştır. Bu durum Nusaybin tarihinde önemli olayların yaşanmasına da sebep olmuştur. Daha önce Paganist3 ve Yahudi inanç sahiplerinin yaşadığı bu yere birinci yüzyılda Hıristiyanlığın gelmesiyle bu şehir Doğu Hıristiyanlığının önemli dini merkezlerinden biri olmuş ve buranın önemi daha da artmıştır. Özellikle üçüncü ve yedinci yüzyılları arasında Nusaybin, Persler ve Romalılar arasında sürekli el değiştirmiş ve yedinci yüzyıldan sonra da İslam devletlerinin topraklarına dâhil olmuştur. Jeopolitik konumu, Antikitenin kültür mirasına sahip oluşu ve Doğu Hıristiyanlığı için önemli dini merkezlerinden biri haline gelmesi buranın kültürel açıdan zengin bir ortama kavuşmasına imkân sağlamış görünmektedir. Nusaybin’de açılmış akademi düzeyinde iki büyük okulun varlığı da bu durumu desteklemektedir. Bu okullardan II. Nusaybin Okulu/Akademisi 489 yılında kurulmuş ve döneminin etkin kurumu olarak dokuzuncu yüzyıla kadar varlık göstermiştir.Presentation Sandro Botticelli'nin Mitoloji Konulu Eserlerine Genel Bir Bakış(Ardahan Üniversitesi, 2019) Şahin, OkanAvrupa resim sanatında Erken Rönesans olarak bilinen dönemde üretimlerini gerçekleştirmiş olan Sandro Botticelli Rönesans ile birlikte başlayan köklü dönüşüm hareketinin önemli bir aktörü olagelmiştir. Botticelli’nin özellikle mitoloji konulu eserlerinde bahsedilen bu köklü dönüşümün nüvelerini okumak mümkündür. Bu çalışmalar Rönesans hümanizması ile mitolojik öğelerin sentezlendiği bir resim anlayışını ortaya koyar. 1445 yılında Floransa’da doğan ve asıl adı Alessandro di Mariano di Vanni Filipepi olan fakat sanat tarihi literatüründe Il Botticello lakabıyla ya da Sandro Botticelli ismiyle bilinen sanatçı, bahsedilen lakabı aslında aile meslekleri olan kuyumculuktan almıştır. Botticelli aynı zamanda sanat yaşamına da kuyumculuk öğrenerek atılır. Fra Filippo Lippi’nin atölyesinde onun öğrencisi olarak çalışmaya başlayan Botticelli 1470 yılında kendi atölyesini kurar ve bu tarihler itibariyle ilk tablolarıyla Floransa çevresinde ün kazanmaya başlar. 1481 yılında Papa IV. Sixtus’un davetiyle Roma’da Sistine Şapeli’nin süslemelerinde diğer Rönesans sanatçılarıyla birlikte çalışmıştır. 1480-90 yılları arasındaki olgunluk döneminde ise Floransa’da Lorenzo di Medici’nin mesenliğinde en önemli eserlerini ortaya koyar. Bu çalışmalar çoğunlukla Rönesans’ın hümanist değerleriyle işlenen; bununla birlikte Ortaçağ sonrası dönem konularında ortaya konan bir dönüşümün nüvelerini barındırır. Bu konulardan en önemlisi Botticelli için şüphesiz mitolojidir. Özellikle Yunan sanatının ve kültürünün asli değerlerine dönüş vurgusu Rönesans sanatçıları için çok önemli bir olgudur. Botticelli de özellikle Yunan Mitolojisinin temel konu ve karakterlerini kendi Rönesans değerleriyle birleştirerek yeni bir resim anlayışı ortaya koyar. Resimlerinde özellikle mitolojiyi, sembolik ve ikonografik okumalarla düşündürecek şekilde işlemiş olması bahsedilen mitoloji konulu resimlerini Rönesans’ın yeni anlam örgüleriyle oldukça farklı bir anlayışla ortaya koyduğunu gösterir.

