Temel İslam Bilimleri Bölümü Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/100
Browse
Browsing Temel İslam Bilimleri Bölümü Koleksiyonu by Title
Now showing 1 - 20 of 71
- Results Per Page
- Sort Options
Article El-‘UKBERÎ’NÎN ET-TİBYÂN FΠΑRÂBİ’L-KUR’ÂN’INIDA KÛFE DİL EKOLÜNE YAPTIĞI İTİRAZLAR(2019) Salihoğlu, HamitHicri altıncı yüzyılın son yarısı ile yedinci yüzyılın başlarında yaşamış olan Ebûl-Bekâ el-‘Ukberi, Bağdat’ta dönemin seçkin âlimlerinden dil ve gramer derslerini almıştır. Kaynaklarda en-Nahvî elLuğevî el-Faradî gibi lakaplarla anılan el’Ukberi, Arap dili ve grameri başta olmak üzere pek çok ilim dalında dönemin âlimleri tarafından asrının teki ve imamı olarak kabul edilmiştir. Bütün hayatını ilme adamış ve çeşitli ilim dallarında eser telîf etmiş olan el-‘Ukberî, özellikle nahiv, sarf, lugat edebiyat ve i’râba dair pek çok değerli eserleri ortaya koymuştur. el-‘Ukberi’ye en büyük şöhreti kazandıran eseri, i’râbu’l-Kur’ân’a dair kaleme almış olduğu et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı tefsiridir. Onun bu eseri, dilciler ve müfessirler tarafından büyük bir ilgi görmüş ve kendisinden sonra i’râbu’l-Kur’ân’a dair eser yazmış olan bütün müellifler için temel kaynak olmuştur. Bu eserinde Kur’ân’ın bütün âyetlerini i’râb eden el-‘Ukberi, eserinin muhtelif yerlerinde dil ve gramerle ilgili birçok konuda dilcilere itiraz etmiştir. Onun bu itirazlarına Ebû ‘Ubeyde, el-Muberrid, el-Ferrâ, el-Kisâî, en-Nahhâs ve ez-Zamaşerî gibi dil ve gramerin önde gelen âlimleri maruz kaldığı gibi Basra ile Kûfe dil ekolleri de bu itirazlardan nasibini almıştır. Ancak bu itirazlardan en büyük payı ise, Kûfe dil ekolü almıştır. Bu çalışmada el-‘Ukberi’nin hayatı ve eserleri hakkında kısa bilgiler verilmiştir. Onun et-Tibyân fî i’râbi’l-Kur’ân adlı eserinde Kûfe dil ekolüne yönelik nahiv ve sarf dair yaptığı itirazlar geniş bir şekilde ele alınıp tahlil edilmiştir. el-‘Ukberi’nin bu itirazlarına konu olan meseleler, ilgili kaynaklarda yer alan bilgiler ışığında detaylı bir şekilde ele alınıp tartışılmış ve onlar hakkında gerekli değerlendirmeler yapılmıştır. Onun bu meselelerle ilgili ortaya koyduğu görüş ve tercihler, Basralıların onlara dair görüş ve tercihleriyle büyük oranda örtüştüğü görülmüştürArticle NAMAZ ÂYETLERİ BAĞLAMINDA KUR’ÂN-SÜNNET İLİŞKİSİNE DAİR BİR TARTIŞMA(EKEV AKADEMİ DERGİSİ, 2018) ENSARİ, AbdurrahmanYüce Allah Hz. Peygamber’e Kur’ân’ı indirmiş, sonra da ona karşı yapması gereken bir takım görevler yüklemiştir. Bu görevlerin başında, Kur’ân’ı insanlara tebliğ etmesi ve ihtiva ettiği hükümleri beyan etmesi yer almaktadır. Çünkü onun tebliği olmadan Allah’ın mesajının insanlara ulaşması mümkün olmadığı gibi, beyanı olmadan da bu mesajın ihtiva ettiği birçok hükmün nasıl uygulanacağının bilinmesi mümkün değildir. Bu çalışmada Kur’ân’da namazı emreden âyetlerle namazın kılınış şekli ile ilgili bilgi veren âyetler incelenmiştir. Bununla Sünnet’in beyanı olmadan sadece namaz âyetleriyle yetinilmesi durumunda bu ibadetin tam olarak ifa edilip edilemeyeceği sorusuna cevap aranmıştır. Namaz ibadeti diğer ibadetlere oranla hem Kur’ân’da daha fazla zikredildiğinden hem de Müslümanların günlük hayatında daha yaygın bir şekilde yer aldığından çalışma konusu olarak özellikle namaz âyetleri seçilmiştir. Çalışmada önce namazın kılınış şekli ile ilgili bilginin sınırı ve çerçevesi ortaya konmuş, sonra fıkıh mezheplerince ittifak edilen namaz şeklinin ne olduğu tespit edilmiş, daha sonra namazın Kur’ân’da belirtilen şekli ile fıkıh mezheplerinin ittifak ettiği şekli karşılaştırılarak aradaki fark tespit edilmeye çalışılmıştır. Böylece Kur’ân’da yer almayıp fıkıh mezheplerince namazın bir parçası olduğunda ittifak edilen kısım ortaya konmuştur. Daha sonra da bu kısmın nereden geldiği sorusuna cevap aranmıştır. Yapılan araştırma neticesinde bu kısmın Sünnet’in beyanı ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Bu çalışmayla namaz âyetleri örneği üzerinden, Kur’ân’ın anlaşılmasında Sünnet’in gerekli olduğu sonucuna varılmıştır.Article ŞEHBENDERZÂDE FİLİBELİ AHMED HİLMİ’NİN ALLAH VE İNSAN TASAVVURU(Dinbilimleri Akademik Araştırma Dergisi, 2022) Ünverdi, Mustafa; Ünverdi, VeysiBu makalenin amacı Şehbenderzâde Filibeli Ahmed Hilmi’nin Allah ve insan hakkındaki görüşlerini incelemektir. Son dönem Osmanlı düşünürlerinden olan Filibeli’nin Allah ve insan kavramlarına ilişkin görüşleri felsefî ve tasavvufî niteliktedir. Tanrı ve ruhu inkâr eden pozitivist düşüncenin yaygınlık kazandığı bir dönemde Filibeli’nin din savunusu temelde vahdet-i vücûd görüşüne dayanmaktadır. Vücûd sıfatına sahip tek hakikatın olduğunu savunan Filibeli, insanı Allah’ın irade ve kudret sıfatlarının bir tecellisi ve yansıması olarak tanımlar. Ona göre insan ruh ve cesedin vahdetidir. Yeryüzünde şahsiyet sahibi yegâne varlık insan olup ona bu özelliğini idrak ve ahlak sahibi oluşu verir. Ahlak için dinin zorunlu olması, insanın dine muhtaç oluşunun temel sebebi niteliğindedir. Filibeli vahdet-i vücûdu savunsa da Allah tasavvurunda teşbihi reddetmiştir. Keza Filibeli aşırı tenzihî yoruma çıkmışsa da özellikle Batı düşüncesinde görülen bu tip yorumların dünyevileşmeye ve oradan da deizme yöneleceğini fark etmiş ve kendine has bir yorumla vahdet-i vücûd düşüncesinde somutlaşan Tanrı tasavvuruna ağırlık vermiştir. Hakikati tek varlığa indirgemiş olan Filibeli’nin insan yorumu, ruh ve din ile sıkı bir ilişki içerisindedir. Sekülerizmin gölgesinde din karşıtlığının ivme kazandığı bu dönemde Filibeli’nin görüşlerini incelemek, günümüz akaid ve kelam probleminin çözümüne katkı sağlayacağına inanıyoruz.Article التضمین النحوي؛ وجوھھ وأغراضھ وأحكامھ(Artuklu Akademi, 2018) ALJARAH, Amerالتضمین في العربیة مصطلح لھ وجوده في علوم عدیدة، كالبلاغة، والعروض، وعلم الكلام، والنحو، وھو في معناه العامّ یدلّ على إدخال شيء في شيء واتّحاده معھ، ونركّز في بحثنا ھذا على التضمین النحويّ بخاصّة. یظھر لنا من تأمّل التضمین النحويّ وأبعاده أنھ ظاھرة فكریة وفنّیة بآنٍ معًا؛ إذ إنھ ثمرة لتفكیر القائل في استخدام مكثّف للألفاظ للتعبیر عن المعاني الكثیرة؛ بمعنى إبداع كلام بدالّ واحد وبمدلولین، وھذا الإبداع تجلّى في كتاب لله في غیر موضع، كما تجلّى في أشعار العرب، وھا نحن نحاول أن نتلمّس مواطن أسرار الإبداع في التضمین النحويّ ببیان وجوھھ وأغراضھ وأحكامھ.Article “BEYÂNU ESRÂRİ'L-HİLÂFETİ'L-İNSÂNİYYE VE'SSALTANATİ'L-MA‘NEVİYYE” İSİMLİ RİSALESİ BAĞLAMINDA TAŞKÖPRÎZÂDE’DE İNSAN ALGISI(2017) Şahinalp, HacerBu makalede, Osmanlı’nın zirve dönemi âlimlerinden olan Taşköprîzâde’nin, insanı ahlâkî yönüyle merkeze alan bir risalesini analiz ve sentez yöntemiyle incelemeye çalıştık. Risale, insanın iradî eylemlerinin toplamından oluşan, ahlâk, ev idaresi ve siyaset şeklinde üç temel ayağı bulunan amelî hikmeti, İslam kanunu üzere incelemektedir. İnsanın özgür olmakla beraber sorumlu olan yönetici kimliğinin ön plana çıktığı risalede bazı konularda sorgulayıcı, bazı konularda da aşırı kaderci tutumun izleri rahatlıkla görülebilir. Kişinin hem iç dünyasında hem de çevresinde denge ve düzeni sağlayabilmesi kuvvetli bir sorumluluk bilincine bağlanmıştır. Müellifin devraldığı bilgi birikimini harmanlayarak aktarmadaki başarısı ve eklektik kişiliği bizlere, döneminin insan algısı hakkında derli toplu bilgiler sunmuştur.Article Fıkıh ve Siyaset Arasında Endülüs’te (B)ilim ve Felsefe(2017) Bozkurt, BirgülBu çalışmada Endülüs medeniyetinde (b)ilimler ve felsefenin seyri fıkıh ve siyaset ilişkisi çerçevesinde ele alınmıştır. Endülüs dünyasında fıkıh ve siyaset ilişkileri bu bölgenin siyasi, kültürel ve entelektüel ortamını hazırlayan en önemli etkenlerdendir. Fıkhın bu derece etkin olması, Endülüs bölgesindeki kültürel hazır bulunuşluluk, inançlar ve insani yapıyla doğrudan ilgilidir. Siyasi ortam ise bölgede önceden bulunan siyasi yapılar, hızlı değişimler, Doğu İslam dünyasıyla ilişkiler ve Fâtımî tehdidi gibi unsurlarla bağlantılıdır. Fıkıh ve siyasetin samimiyet ya da menfaatsel boyutlara kayan ilişkileri, başta akli ilimler ve felsefe olmak üzere diğer dinî ilimler ve hatta farklı fıkhi ekollere kadar uzanan disiplinlerin Endülüs'e gelişi ve oradaki gelişiminde belirleyici bir rol oynamıştır. Bu çalışmada Endülüs tarihinin siyasi dönemlerinin kronolojik sırasını takip ederek, fıkıhsiyaset ilişkileri ve bunun neticelerini örneklerle ortaya koymaya çalışacağızArticle BİLİMSEL TEFSİRİN TEFSİR OLMA SORUNU(2019) Ekinci, KutbettinBu çalışma, “bilimsel tefsir” olarak bilinen Kur’ân yorum biçimin, tefsir olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği sorusuna cevap aramaktadır. Ayetleri bilimsel veriler ışığında yorumlayan bu yaklaşım, tefsir ilmiyle şu alanlarda sorun yaşamaktadır: Tefsirin tanımı, tefsirin yöntemi, Kur’ân dili, Kur’ân üslubu, Kur’ân’ın amacı, Kur’ân’ın konusu, Kur’ân’ın hedefi, nüzul dönemi bilgi düzeyi… Tefsir, Allah’ın Kelâmının manalarını ortaya çıkarma faaliyetidir. O yüzden ayetlerin asıl manalarına sadık kalır. Bilimsel tefsir ise uzak te’viller yaparak asıl mananın dışına çıkar. Bu açıdan onun bir tefsir faaliyeti yaptığını söylemek zordur. Bilimsel tefsir faaliyetini fıkıh tefsirlerine kıyaslayarak benzetmek bir yanılgıdır. Çünkü Kur’ân, fıkıh için bir kaynak iken beşeri bilimler için bir kaynak değildir. Bilimsel tefsirciler Kur’ân’ın bilimsel keşifleri önceden haber verdiğini iddia ederler. Bu durumu Kur’ân’ın i‘icazına dayanak yaparlar. Oysa Kur’ân’ın nüzulünden günümüze kadar müslüman bilim insanlarının buluşları da dâhil hiçbir bilimsel buluş Kur’ân ayetlerine dayanmış değildir. Kur’ân’ın konusu bilimsel bilgi değildir. Onun amacı insanları teknolojik olarak geliştirmek değildir. Onun amacı insana güzel ve huzurlu bir hayat sunmaktır. O nedenle gönderilen hiçbir peygamber bilimsel keşiflere öncülük yapmamıştır. Bilimsel tefsire konu olan ayetler, insanlara ibret alıp iyi bir kul olmalarını zımnen emreder. İnananların bilimsel çalışmalar yaparak insanlara faydalı olmalarını ister. “Bilimsel tefsir” bu konularda tefsir ilminin genel yapısı ve kriterleri ile uyuşmadığından bu makale, “bilimsel tefsir”in tefsir ilmi içinde yer alamayacağını öne sürmektedir.xxxArticle Kādî Beyzâvî ve Zemahşerî'nin Fâtiha ve Bakara Sûrelerindeki Yorumlarina Molla Gürânî'nin Tenkitleri(Cumhuriyet University ademciftci@cumhuriyet.edu.tr, 2018) Ekinci, KutbettinThis work deals with Molla Gūrāni's critique (d. 813/1488) of Qādī al-Baydawi (d. 596/1200) and Zamakhshari (d. 538/1144). The Fātiha and Baqara suras in his manuscript tafsir "Ghayat al-Amānī" are chosen as the texts to examplify Molla Gūrānī's critique. His criticism is mostly related to language, qirā'a (recitation and vocalization of Qur'ānic text), conceptual meaning and disagreement in interpretations of the Qur'ānic verses in question. Gūrānī primarly criticisez Qādī due to his reputation among Ottoman scholars. Gūrānī has not only criticized Kadi and Zamahshari in the commentary of the surahs Fātiha and Baqara but also Taftazani and Kavashi. This clearly shows thah he is a well-versed scholar in researching especially in comperative analysis. In this study, our investigation is limited to, however, Zemakhsharī and Qādī. This stuyd shows that Zemakhsharī is strictly bound to Ahl al-Sunnah. Moreover, the hadith reports are considerably important for him in understanding and interpreting the Qur'ānic verses. He closely follows the interpretive traditions of early Muslim scholars, especially on the matters that Muslim scholars had an argeemnet. © 2018 Elsevier B.V., All rights reserved.Article ŞAFİİ MEZHEBİNİN İKİ TEMEL KAVRAMI: VECH VE ASHABÜ’L-VÜCÛH –KULLANIM VE İŞLEVT-(e-Şarkıyat İlmi Araştırmalar Dergisi, 2022) Nas, TahaBütün mezheplerde olduğu gibi Şâfiî Mezhebi de gelişimini sürdürürken çeşitli evrelerden geçmiş ve bu süreçte mezhebin gelişim merhalelerini belirleyen ve anlaşılmasını sağlayan ıstılahlar oluşmuştur. Bunlardan biri, mezhebin müçtehit tabakaları arasında üçüncü derecede yer alan müçtehitleri ifade eden “ashâbü’l-vücûh” ile bunların görüşlerini ifade eden “vech” ıstılahıdır. Bu çalışmada Şâfiî fakihlerin vech ıstılahından ne anladıkları ve vecihler arasında ihtilafın vuku bulması durumunda tercih kriterlerinin neler olduğu incelenmiştir. Ayrıca Şâfiî fakihler arasında ihtilaf konusu hususlardan biri olan ve tespiti son derece zor olup detaylı araştırmaları gerektiren ashâbü’l-vücûh ıstılahından ne kastedildiği, bu kategoride yer alacak müçtehitlerde bulunması gereken niteliklerin neler olduğu ortaya konulmuştur. Yine bu kategorideki müçtehitlerin belirlenmesinde farklı bakış açılarının bulunup bulunmadığı hususları incelenmiş ve bununla ilgili çeşitli değerlendirmeler yapılmıştır. Ayrıca Şâfiî fakihler tarafından ashâbü’l-vücûh kategorisinde olduğu ifade edilen müçtehitlerin bir listesi ve bunların mezhepteki rolü ile bu tabakada olup olmadığı ihtilaf konusu olan fakihlerle ilgili yapılan değerlendirmelere de bu çalışmada yer verilmiştir.Article Arap Şiirinde Mardin’e Dair Bazı Yansımalar(2019) Akçay, HalilBu çalışmamızda, ulaşılabilen kaynaklardan tespit edilebildiği kadarıyla Mardin’le ilgili yazılan şiirler ele alınmıştır. Mardin, gerek İslam fethinden önce gerek fetihten sonra Arapların yoğun göçü sonrasında Araplar için önemli bir kent haline gelmiştir. Bu husus, Mardin’in Araplarla olan coğrafi ve ticari bağlantısını güçlendirdiği gibi kültürel anlamda da aralarında bir yakınlık oluşturmuştur. Bu ve başka yönleri itibariyle Mardin, Arap şairlerinin dikkatlerini celbetmiştir. Çalışmamızda tarihi, kültürel ve sosyal yönleriyle Mardin hakkında kısaca bilgi verildikten sonra ortaya konan şiirler, Mardin’in tarihî, ilmî, sosyal ve kültürel durumuna ışık tutan hususlar açısından incelenmiş, anlam ve ön plana çıkan edebî sanatlar yönünden değerlendirilmiştir.Article Siî Müfessirlerin Muvâfakât-i Ömer Örneklerine Yaklaşimi(Cumhuriyet University ademciftci@cumhuriyet.edu.tr, 2018) Ensari, AbdurrahmanKnowing the occasions related to the revelation of the Qur'anic verses is one of the factors contributing to its correct understanding. Since the examples named as "Umar's Muwāfaqāt" (corcurrences of Umar's perception with certain divine revelatio) is related to the occasion of Qur'an's revelation, they also contribute to the understanding of the related verses. 'Umar's Muwāfaqāt instances refers here to the subject mentioned after his expression of "I agreed with my Lord in three things." His agreement with His Lord is that he delivered an anticipating opinion, appropriate to God's provision. This is considered to be of the great virtues of 'Umar and of the most important sections of his life. Some narrated reports of 'Umar's Muwāfaqāt shows that there were many occasions of agreement. Of these instances, the verses that come upon his request that Abraham's Maqām is taken as a place of prayer and the Prophet's wives to veil as well as his statement to the Prophet's wives that God will grant him better wives than them if they give trouble to the Prophet. There have been conducted a number of studies on the subject of 'Umar's Muwāfaqāt. However, these studies are generally framed by Sunni sources. This study focuses on the way in which the instances of "'Umar's Muwāfaqāt" included in the Sunni sources are discussed in the sources of Shi'a tafsir. Therefore, the study is the critique of the way that 'Umar's Muwāfaqāt is handled in Shia tafsir sources. © 2018 Elsevier B.V., All rights reserved.Article س يلدنلا بلا دبع نبا دقن في ةفلاخمـلا ببسب رَكنمـلا ثيدحلا- ةيليلحت ةسارد(ŞIRNAK ÜNİVERSİTESİ İLAHİYAT FAKÜLTESİ DERGİSİ, 2018) KARABELLİ, M. Kamel،ثيدحلا دقن في نيدمتعلما رابكلا هداقنو ثيدحلا ةئمأ نم ةللا همحر بلا دبع نبا ناك ببسب ةراكن نم ثيداحلأا ضعب هيلع لمتشت ام ىع ههيبنت لاخ نم هتيرقبع ترهظ دقو وأ ةقث نم ةفلاخلما كلت تعقو ءاوس ،اهنوتم وأ اهديناسأ في تافلاخلما هوجو ضعب دوجو هرغل وار ةفلاخم :اهزربأ ،هوجو ةدع في بلا دبع نبا دقن في تافلاخلما هذه ىجتتو ،فيعض مه نمم هرغ هيف ضقاني وحن ىع ثيدحلا هداريإ وأ ،ةداجلا هكولس وأ ،فوقوم عفر في ثيدحلل هتياورب تاقثلل هتفلاخم وأ ،ًةركنم ً ةدايز ثيدحلا تم في هتدايز وأ ،اظفح هنم لىوأ في ركانلما ةياورب فرع يذلا يوارلا ةفلاخم وأ ،هنم داري يذلا هانعم نع هليحيف ،ىنعلماب كلذ نع روهشملل بياحص ىوتف نم هلقني مايف هتفلاخم وأ ،ةحيحص ىرخأ ثيداحلأ هثيدح نم مولعملل يوارلا ةفلاخم اذكو ،ثيدحلا في ةظفل فيرحتب هتفلاخم وأ ،هنيعب بياحصلا ةفلتخم ثيداحأ نب هعمجب وأ ،ثيدحب ثيدح لادبإب تاقثلل هتفلاخم وأ ،ةروضرلاب نيدلا .دحاو دنسب دحاو قايس فيArticle İslâm Mîrâs Hukukunda Red Meselesi: İnceleme ve Değerlendirme(2019) Yaşar, Mehmet Azizİslam dininin hakların riayetine son derece önem verdiğini gösteren örneklerin belki de en önemlisi miras paylaşımıdır. Nitekim bu paylaşım, kişinin vasiyet etmeye gerek kalmaksızın, ölümünden sonra malının hakkaniyete uygun şekilde akrabaları arasında ne biçimde ve oranda taksim edilmesi gerektiği bizzat şari‘ tarafından belirlenmesinden ibarettir. Bu bağlamda Miras hukukuna ilişkin meselelerin büyük bir bölümü, Kur’an ve sünnetin açık naslarıyla beyan edilmiş olmasından ihtilafa konu olmamıştır. Buna mukabil, nasların açık ifadeleriyle varit olmadığı için hukukçular arasında ihtilafa konu olmuş meseleler de yok değildir. İşte bu meselelerin en önemlilerinden biri de hiç şüphesiz red meselesidir. Hisse sahiplerinin paylarından arta kalan mirasın, tekrar onlar arasında payları oranında dağıtılması şeklinde ifade edebileceğimiz red, sahâbe döneminden itibaren tartışma konusu olmuştur. Bu çalışmada sahâbe döneminden başlayarak reddin meşru olup olmadığına ilişkin görüşlerin ve bu görüşlere destek mahiyetinde ileri sürülen delilerin irdelenmesinin ardından karşıt görüşler, karşılaştırılarak değerlendirilecektir. Sonrasında red çözümünün şekil ve örneklerine yer verilecektir. Ayrıca çalışmada reddin Kur’an’ınyaptığı miras paylaşımına aykırı olup olmadığı, cumhurun karı-kocayı red paylaşımının dışında tutmalarının hakkaniyete uygun düşüp düşmediği gibi önemli sorulara cevap aranacaktırArticle تعدد الرواية في الحديث النبوي(Artuklu Akademi, 2018) ALDOORİ, Ayman Jassimيُعد جمع روايات الحديث الشريف أمرٌ غاية في الأهمية لمن يريد فهم الحديث الشريف واستنباط الحكم الشرعي منه، فبتعدد الرواية يخصص العام ويُقيَّد المطلق ، ويُبيَّن المجمل ، ويُعرف المبهم ، فجاءت هذه الدراسة لتبين بعضاً من أسباب تعدد الرواية، والحكمة من هذا التعدد ، ونقد التوسع فيها دون توفر شرط الصحة ، إضافة إلى بيان أنواع التعدد ، وآثار جمع الروايات المتعددة ، مستعيناً بضرب الأمثلة التي ورد فيها تعدد للروايات مُتحرياً الصحيح منها ومختصراً على أهمها .Article Cahiliyye Dönemi Evsiye Şiir Ekolü(2019) Salihoğlu, HamitEvsiyye şiir ekolü, Temîm kabilesine mensup cahiliye dönemi şairlerinden olan Evs b. Hacer (ö. m. 620) adındaki şaire nispetle anılan bir şiir ekolüdür. Bu şiir ekolü, cahiliye dönemi Arap kasidesinin inşasında Arap şiirinin stiline uygun hareket etmek suretiyle şiirlerin biçimine çok önem veren bir ekoldür. Bu ekol, cahiliye döneminde bir yandan bedevi hayatı bütün yönleriyle yaşayan ve onun ilham ettiği duyguları kalbin derinliklerinden hisseden, diğer yandan da başta şehir medeniyetinden ve daha sonra da Fars kültüründen etkilenen bir grup şairi içinde barındırıyordu. Bu şiir ekolünün ilk kuruyucusu ve üstadı ise Evs b. Hacer’dir. Onun en meşhur öğrencileri de Beşâme b. Gadîr, Züheyr b. Ebî Sülmâ (ö. 609), Ka‘b b. Züheyr (ö. 24/645), Büceyr, Hutay’e (ö. 59/678), en-Nâbiga ez-Zübyânî (ö. 604) ve Cemîl b. Ma‘mer (ö. 82/701)’dır. Bu ekole mensup râvî ve şairleri söz konusu mektepte bir araya getiren ortak payda ise şiir rivayetinin dışında ve mensubu oldukları kabilenin ötesinde şiirlerinde kullandıkları edebi üslup ve sanatsal özelliklerdir. Bu ekole mensup mezkûr şairler, kendilerinden sonra gelen çoğu şair tarafından taklit edilmeye çalışılmış ve şiirle ilgili ortaya koydukları edebi tenkit ve dilsel üslubun etkisi günümüze kadar devam etmiştir. Sahip olduğu üstün meziyetleriyle, şiir alanındaki mahareti ve titiz davranışlarıyla öne çıkan Evs b. Hacer’in belirlediği şiir kaideleri üzerine kurulmuş olan bu ekol, şiir sanatına önem vermeyen ve şiirlerinin kölesi olmayan şairlerin bu sanatta yükselme imkânı olmadığını düşünmektedir. Bu sebeple söz konusu ekole mensup şairler, bütün hayatlarını söyledikleri şiirlerinin hizmeti ve güzelleştirmesi için adamış ve şiirlerinin köleleri olarak tanınmışlardır. Mensubu oldukları söz konusu ekol de “‘Abîdu’ş-şiir” adıyla anılmıştır. Şiir sanatında düşünme, sabır ve teenniden yana tutum sergileyen bu ekol, şiiri bir sanat olarak benimsediği gibi yaratılış ve mizaçlarıyla şiir söylemeye kalkışan şairlere karşı çıkmış ve onların bu tür şiirlerini de reddetmiştir. Bu nedenle söz konusu ekole mensup şairlerde teşbih, mecaz, istiare kinaye ve benzeri edebi sanat çeşitleri çokça görülmektedir. Şiirin tasvirinde hayalden daha çok maddi suretlere başvuran bu ekolünün şairleri, şiirin şekil ve suretinin güzelliğine verdiği önem, onun konusuna ve manasına verdiği önemden daha az olmamıştır. Bu ekolün öne çıkan temel özelliklerinden biri teenni ve itkandır. İkincisi ise şiirlerinde geniş bir şekilde ele alınan ve yayın olarak kullanılan teşbih sanatıdır.Article Nûreddîn es-Sâbûnî’ye Göre Kudret-Fiil İlişkisi Çerçevesinde İnsan Fiilleri ve Sorumlu Özgür Kişilik(Milel ve Nihal İnanç, Kültür ve Mitoloji Araştırmaları Dergisi, 2021) Şahinalp, HacerBu çalışma, Buharalı Hanefî ve Mâtürîdî âlimi olan Nûreddîn esSâbûnî’nin (ö. 580/1184), el-Kifâye ve onun özeti mahiyetinde el-Bidâyeadlı eserlerinden istifade edilerek oluşturulmuştur. Çalışmanın odaknoktasını, insanın eylemlerini gerçekleştirirken özgür ve sorumlu olduğudüşüncesi oluşturmaktadır. Çalışmada dolaylı olarak cevabı aranan soru iseşer/çirkin olarak bilinen eylemlerin failinin kim olduğudur. Mu‘tezile,insanın eylemlerini yaparken özgür ve sorumlu olduğunu göstermekamacıyla onu fiillerinin yaratıcısı kabul etmiştir. Dolayısıyla onlara göreşerrin yaratıcısı da insan olmaktadır. Ehl-i sünnet, hayrın da şerrin deyaratıcısının Allah olduğunu söyleyerek buna karşı çıkmıştır. Genel SünnîMâtürîdî çizgiyi takip eden Sâbûnî, yaratmayı (halk) Allah’a kesbi deinsana atfederek, bir yandan insanın eylemlerinde asla Allah’tan müstağnikalamayacağını, diğer yandan da özgür ve sorumlu olduğunutemellendirmeye çalışmıştır. O, Eş’arîyye’den farklı olarak söz konusukesbin hakiki fiil niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Sâbûnî söz konusutemellendirmeyi gerçekleştirmek üzere, insana kesbini gerçekleştirirkengerekli olan kudretin özelliklerinden hareket etmiş ve kudretin fille beraberolması, süreksiz/devamsız olması ve iki zıt şeye elverişli olması gerektiğinibelirtmiştir.Article Citation - WoS: 4Citation - Scopus: 3Kavramsal Metafor Kuramı’nın Kur’ân Çalışmalarına Dahil Edilmesi: Eleştirel Literatür Değerlendirmesi(Cumhuriyet İlahiyat Dergisi, 2022) Yaşar, Hakime ReyyanKavramsal metafor kuramı, son yıllarda kognitif dilbiliminin metafor sahasına kazandırdığı iddialı teoriler-den biridir. Kuramın temel iddiası metaforların kelimeden ziyade kavramlar/tasavvur düzeyinde meydana geldiğidir. Burada tür-cins, nakil ve benzerlik ilişkisini bir kenara bırakılarak metaforların kelimelere değil tecrübeye dayalı tasavvura ait olduğu ortaya konulmuştur. Bu kuram, son yıllarda Kur’ân çalışmalarıyla ilgi-lenen pek çok araştırmacıların da dikkatini çekmiştir. Bunun neticesinde Kur’ân’daki mecâzları ve metafor-ları bu kuram penceresinden inceleyen bir literatür ortaya çıkmıştır. Ancak, kavramsal metafor kuramı, me-tafor çözümlemesini gündelik beşerî dil üzerinde gerçekleştirir. Bu nedenle kuramın kutsal metinlerde yer alan metaforların tahliline yönelik bir yaklaşımı bulunmamaktadır. Buna ek olarak, belagâtta mecâz lafız ve mana ilişkisi üzerinden açıklanırken, bu kuram metaforu tecrübeye dayalı düşünce ve dil ilişkisi üzerinde temellendirir. Bu farklılıklara rağmen, Kur’ân ayetlerini bu kuramla ele alan çalışmaların sayısı gün geçtik-çe artmaktadır. Kuramı, Kur’ân’ı yorumlama aracı olarak tatbik eden araştırmaların ayetleri tefsir usulü ve belagâtın desteğinin uzağında inceledikleri ve metaforların vahyin bir parçası olduğunu dikkate almadıkları tespit edilmiştir. Bu çalışma bahsi geçen literatürü, literatürün takip ettiği metodu, kuramı nasıl tatbik ettik-lerini, Kur’ân çalışmalarına katkılarını ve temel eksikliklerini değerlendirmektedir. Bu bağlamda, çalışma-mız kuramın alana katkısını ve eksikliklerini sorgulamaktadır.Book el-Furûku’l-menheciyye beyne silsiletey Ebced el-Arabiyye ve İstanbul et-Turkiyye(SONÇAĞ AKADEMİ, 2020) KADAD, Mustafaتناول هذا البحث سلسلتين لغويتين تعليميتين بدراسة وصفية وتحليلية لكل منهما، الأولى سلسلة أبجد لتعليم اللغة العربية للناطقين بغيرها، وأمّا الثانية فهي سلسلة إسطنبول لتعليم اللغة التركية للأجانب، معتمداً على المنهج المقارن المتبع في دراسة اللغات وكتب تعليمها؛ للوقوف على وصف دقيق لمنهج كلّ منهما. ويعد المنهج المقارن من أفضل المناهج العلمية التي تمكننا من تطوير العلوم الإنسانية وغيرها وخصوصاً اللغوية التطبيقية منها، لذلك عملنا في بحثنا هذا على المقارنة بين منهجين لغويين لتعليم لغتين مختلفتين للأجانب، للوقوف على النقاط الإيجابية والسلبية في كلٍّ منهما للوصول إلى أكمل المناهج في تعليم اللغة للأجانب. جاء هذا البحث على أربعة فصول قدمت لها بمقدمة تضمنت تمهيداً عن أهمية اللغات وتعليمها ومسوغات البحث وصعوباته ثم عرجنا على مشكلة البحث وأهدافه ذاكرين بعض الدراسات السابقة ثم عرضنا منهج الدراسة في هذا البحث والخطة المتبعة فيه، يحدد لنا الفصل الأول المفاهيم والمصطلحات الواردة في البحث، أما الفصل الثاني فكان دراسة تحليلية لمحتوى سلسلة أبجد، وكذلك في الفصل الثالث جعلناه دراسة تحليلية لسلسلة إسطنبول، لنخرج من الفصلين السابقين بفصل رابع نقابل فيه بين تحليل محتوى السلسلتين، لنقف في خاتمة البحث على أهم النتائج السلبية والإيجابية في كلّ منهما والتي نستخلص منها توصيات نقترحها علّها تكون مفيدة في تصميم مناهج تعليم اللغات للأجانب.Article Cerh-Ta‘dîlde Rivayetlerin Muârazası: Hammâd b. Seleme’nin Kays b. Sa‘d Rivayeti Özelinde(Çukurova Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 2020) Özçelik, FikretBu çalışmada Hammâd b. Seleme’nin Kays b. Sa‘d’dan naklettiği rivayetler incelenmiştir. Hammâd b. Seleme Hadis münekkitleri tarafından sika kabul edilmiş; ancak onun Kays b. Sa‘d’dan rivayet ettiği hadisler tartışılmış ve bundan olsa gerektir ki, bazı âlimler ondan rivayet etmekten imtina etmiştir. Hadis âlimleri, Hammâd’ın hatasının nedeninin Kays’ın kitabını kaybetmesi ve ezberinden rivayet etmesi olduğunu söylemişlerdir. Bu söyleme binaen de “Hammâd, Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yapmıştır” gibi genel bir yaklaşım benimsenmiş ve bu ifade birçok cerh-ta‘dîl ve ilel eserinde yer almıştır. Biz de bu iddiadan yola çıkarak Hammâd b. Seleme’nin Kays b. Sa‘d’dan rivayet ettiği hadisleri muâraza yöntemiyle ele aldık. Zira bu yöntemle herhangi bir râvinin rivayetini başka râvilerin hadislerine arz ederek söz konusu râvinin zabtı, sika râvilere muhalefeti ve hadiste teferrüdü gibi râvinin cerhine sebep olabilecek durumların tespiti yapılabilmektedir. Hammâd b. Seleme ile ilgili yaptığımız arz neticesinde aslında Hammâd’ın, Kays’tan rivayet ettiği birçok hadiste sika râvilere muhalefet etmediğini, bilakis onun rivayet ettiği hadislerin başka sika râviler tarafından da nakledildiğini tespit ettik. Aynı şeklide Hammâd’ın teferrüd ettiği hadislerin de çok az olduğunu gördük. Bu bağlamda Hammâd b. Seleme’nin Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yaptığını düşünmenin ve hadis ilminde otorite olan bazı âlimlerin ondan rivayette bulunmamasının Hammâd ile ilgili ağır bir tenkit olduğu düşünülebilir. Bazı âlimler de Hammâd’ın ömrünün son döneminde hafıza kaybına maruz kaldığını ve bundan dolayı hata yaptığını ifade etmişlerdir. Bu iddia doğru kabul edilse bile yine Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin terkini gerekli kılmaz. Zira Hammâd ile ilgili olan olumsuz düşünceyi zayıf kılan en önemli delil, Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin sika kabul edilen râvilerin rivayetlerine uygunluk arz etmesidir. Bu gerçeklerden hareketle Hammâd ile ilgili yapılan tenkitlerin pratiğe yani Hammâd’ın rivayetlerine pek de uymadığı söylenebilir. Dolayısıyla Hammâd, Kays’tan rivayet ettiği hadislerde hata yapmıştır gibi genel yaklaşımda bulunmak yerine Hammâd’ın Kays’tan rivayet ettiği hadislerin tek tek incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Biz de çalışmamızda bunu yapmaya çalıştık.Article Arap Dili Terminolojisinde ‘İvaḍ(2019) Akçay, HalilArap dili kaynaklarında ‘ivaḍ, çoğu zaman terim anlamı dikkate alınmadan sadece sözlük anlamında kullanılmıştır. ‘İvaḍ başlığını açan bazı eserler ise konuyu, ya sadece sarf ya da sadece nahiv yönüyle ele almışlardır. Bu nedenle literatürdeki bilgiler ışığında ta‘vîḍ (‘ivaḍ getirme) olgusunun kavramsal çerçevesinin çizilmesi önem arz etmektedir. Çalışmada sözü kısaltma (îcâz) ve basitleştirmenin (taḫfifin) bir parçası olan ‘ivaḍ hususu ele alınmıştır. ‘İvaḍ kelimesinin iştikakı incelendikten sonra sözlük ve terim anlamları verilmiş ta‘vîḍin amacı ve önemi belirtilmiştir. Daha sonra ‘ivaḍın türleri ve Arap gramerinde kullanıldığı yerler örnekleriyle beraber ortaya konmuştur.

