Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Koleksiyonu

Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/97

Browse

Recent Submissions

Now showing 1 - 20 of 44
  • Article
    Kürtlerin Avrupa Birliği'ne Yönelimi: Düşük Bilgi Düzeyi, Yüksek İdealist Beklentiler
    (2016) Samur, Hakan; Demirtepe,Turgut
    Kürt sorunu sadece uzun zamandır Türkiye'nin en önemli sorunlarından biri olmakla kalmamış aynı zamanda AB üyelik süreci bakımından da her zaman en önemli gündem maddelerinin başında yer almıştır. Bu açıdan, Kürtlerin AB ile ilgili meselelerde durdukları yer ve sahip oldukları görüşler kritik değere sahiptir. Elinizdeki çalışmada, üniversite mezunu Kürtler arasında gerçekleştirilen bir alan çalışmasından hareketle; literatürde kullanılan iki ana oryantasyon moduna, farkındalık (ilgi ve bilgi) düzeyine ve sübjektif değerlendirmelere dayalı olarak Kürtlerin AB'ye oryantasyonları (yönelimleri) analiz edilmeye çalışılmıştır.
  • Article
    Suriyeli Öğretmenler: Eğitimdeki Rolleri ve Karşılaştıkları Sorunlar
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Mehmet İhsan ÖZDEMİR; Wissam Aldien ALOKLAH
    2011 yılında Suriye’de yaşanan iç savaş sonrasında Türkiye’ye sığınan ve okul çağında olan Suriyelilerin eğitimi, gönüllü Suriyeli öğretmenler tarafından Arapça müfredata bağlı olarak Geçici Eğitim Merkezlerinde yürütülmekteydi. Ancak Millî Eğitim Bakanlığı 2016 yılında, uyumu ertelediği ve eğitim kalitesinin denetlenebilir olmadığı gibi nedenlerle Geçici Eğitim Merkezlerini aşamalı olarak kapatma kararı almıştır. Bu karar sonrasında Suriyeli öğrenciler Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullara transfer edilirken, uyumlarını kolaylaştırması amacıyla Suriyeli öğretmenler de kendilerine eşlik ederek okullarda görevlendirilmiştir. Bu çalışma; Suriyeli öğretmenlerin okullarda üstlendiği görevi, bu görevden memnuniyet düzeyini, yüzleştiği sorunları ve son tahlilde Suriyeli öğretmenlerin Suriyeli öğrencilerin eğitim sürecine dair değerlendirmesini ele almaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntem ve teknikleri izlenerek Mardin’de Millî Eğitim Bakanlığına bağlı okullarda görev alan 20 Suriyeli öğretmene, kişisel ağlar ve kartopu yöntemiyle ulaşılmış ve öğretmenlerle derinlemesine mülakat gerçekleştirilmiştir. Bu veriye göre Suriyeli öğretmenlerin, teorik düzeydeki rolüyle uygulamadaki rolünün farklılaştığı, memnuniyet düzeyinin farklı okul türlerinde değişkenlik gösterdiği, kronik sorunlarla mücadele ettiği ve Suriyeli öğrencilerin uyum noktasında önemli bir mesafe kat ettiği anlaşılmaktadır.
  • Article
    The Legal System for the International Strait. An Applied Study of Hormuz Strait in the Light of the International Law Provisions.
    (Damascus University, 2011) Aloklah, Wissam Aldien
    يعتبر مضيق هرمز أحد أهم الممرات المائية في العالم وأكثرها حركةً للسفن، وقد شكّل منذ القدم ممراً تجارياً استراتيجياً هاماً أسهم في تطوير التجارة الدولية مما جعله عرضةً لأطماع الدول الأجنبية ومحوراً للصراع والتنافس بين دوله من جهة، وبين الدول الاستعمارية ذات المصالح الحيوية في المنطقة من جهة أخرى . وما زاد من أهمية المضيق في العصر الحديث اكتشاف النفط في الدول المحيطة به حيث تسيطر هذه الدول على احتياطي نفطي كبير يقدر بـ 730 مليار برميل، كما يمر عبره نحو40 %من شحنات النفط العالمية المنقولة بحراً وهو ما يشكل نحو 90 % من النفط الخام الذي تصدره دول الشرق الأوسط فضلاً عن نحو 2 مليون برميل من المنتجات المصفاة تمر عبر هذا المضيق. كما يكتسب مضيق هرمز أهميته من كونه يعد بمنزلة عنق الزجاجة في مدخل الخليج العربي الواصل بين مياه الخليج العربي شبه المغلقة والبحار الكبرى على المحيط الهندي، وهو المنفذ الوحيد للدول العربية المطلة على الخليج العربي عدا المملكة العربية السعودية والإمارات العربية وسلطنة عُمان. ويعد من الناحية القانونية من المضايق الدولية التي تخضع لنظام المرور العابر الذي لا تحتاج فيه السفن (بما فيها الحربية) إلى إذن مسبق لعبوره. ومع ازدياد سخونة الملف النووي الإيراني خصوصاً بعد فرض مجلس الأمن الدولي أربع حزم من العقوبات السياسية والاقتصادية على إيران بموجب القرارات (1737 ،1747 ،1810 ،1929 ) تزداد قضية مضيق هرمز أهمية مع تزايد التهديدات التي يطلقها المسؤولون الإيرانيون بين الحين والآخر بإغلاق المضيق في وجه الملاحة البحرية في حال تعرض المنشآت النووية الإيرانية لأية ضربات عسكرية. لذلك فإن إغلاق مضيق هرمز وتعطيل نقل النفط من خلاله قد يؤدي إلى زعزعة السوق البترولية العالمية مما يدفع إلى حدوث أزمة عالمية في الطاقة، تكون تداعياتها خطيرة على الدول المنتجة والمستهلكة للنفط على حد سواء، وسيسبب ارتفاعاً حاداً في سعر النفط؛ مما يرتب ضغوطاً هائلة على الاقتصاديات العالمية وسيوقع بكثير من دول العالم، فضلاً عن دول المنطقة نفسها خسائر باهظة الكلفة.
  • Conference Object
    2.uluslararası dil-düşünce-ve din bilimleri kongresi
    (Copyright© Artuklu Üniversitesi Yayınları Mardin Artuklu Üniversitesi, Artuklu Yerleşkesi, Diyarbakır Yolu, Artuklu / Mardin Tel : +90 482 2134002 • Fax : +90 482 2134004 • web : www.artuklu.edu.tr, 2020) Mohamad Rashid
    من خلال ما أوردته من أدلة وآراء للتدليل بها على أن الأصل في علاقات المسلمين بغيرهم هي السلم، نستطيع أن نصل إلى حقيقة أن حروب الإسلام لم تكن في يوم من الأيام حروب اعتداء لا سيما على أيدي أولئك الذين صفى الإسلام عقائدهم من كل شائبة، ومن أين لنا أن نقرر غير هذا والنصوص التي حملها الفكر الإسلامي متضافرة كلها على أن الإسلام هو القاعدة المثلى في شرع الله في تعامله مع الغير والذي نستوضحه أكثر من خلال المنهج الذي ربى الاسلام أتباعه عليه في وجوب سلوكهم الطريق المسالم في الحياة الدنيا ونهاهم حتى في حالات الدفاع عن النفس عن المسارعة في رد الاعتداء إلا بعد استنفاد وسائل الحسنى التي تليق بإنسانية الانسان ألم يسم لنا سبحانه رد الاعتداء وهو حالة من حالات الدفاع النفس المشروعة وبِردِّ الاعتداء المشروع في التعامل على أساس المبادئ الفاضلة والتريث والصبر على المكاره بقوله سبحانه وتعالى: ( فمن اعتدى عليكم فاعتدوا عليه بمثل ما اعتدى عليكم)، هكذا سمى الشارع الدفاع عن المشروع اعتداء تنفيراً من المشاحنة وترغيباً في اتباع سبيل المسالمة التي تعتبر السمة البارزة لهذه الشريعة وذلك منهجه صلى الله عليه وسلم الذي رباه عليه خالقه فهذا القرآن الكريم يرسم المعالم للرسول الكريم الذي يتعين عليه الأخذ بها والسير على هديها فيقول مخاطباً نبيه في سورة آل عمران الآية 63: ( قل يا أهل الكتاب تعالوا إلى كلمة سواء بيننا وبينكم ألا نعبد إلا الله ولا نشرك به شيئاً ولا يتخذ بعضنا بعض أرباباً من دون الله فإن تولوا فقولوا اشهدوا بأنا مسلمون). الإسلام الذي نفّر من التعصب بجميع أشكاله ودعا إلى التواضع فلا تقوم هذه الحالة وعلاقة الإسلام مع الغير قائمة على غير العدل والمودة والمحبة ومن ثم فقد جاء القرآن مبيناً أصول هذه العلاقات إذ يقول (لا ينهاكم الله عن الذين لم يقاتلوكم في الدين ولم يخرجوكم من دياركم أن تبروهم وتقسطوا إليهم إن الله يحب المقسطين۞ إنما ينهاكم الله عن الذين قاتلوكم في الدين وأخرجوكم من دياركم وظاهروا عل إخراجكم أن تولوهم ومن يتولهم فأولئك هم الظالمون) فها تان الآيتان تلخصان الدستور الإسلامي في العلاقات الدولية وهو دستور يقوم على السلم ويؤثر المودة على العداوة حتى مع من عادوه ما ضمن كفهم عن الاعتداء ومحاولة استمالتهم للمودة الإنسانية وتوثيقاً للروابط البشرية سواء أكان عدد الدول في العالم عشرة إم مئة المعيار واحد هو السلم والسلام.
  • Book Part
    DÜŞÜNCE BİLİMİERİ KLASİK SORULAR-GÜNCEL TARTIŞMALAR
    (Copyright© Artuklu Üniversitesi Yayınları Mardin Artuklu Üniversitesi, Artuklu Yerleşkesi, Diyarbakır Yolu, Artuklu / Mardin Tel : +90 482 2134002 • Fax : +90 482 2134004 • web : www.artuklu.edu.tr, 2018) Mohamad Rashid; Mohamad Rashid
    Bu çalışmanın odak noktası Suudi Arabistan’ı Suriye sahasına çeken temel âmilllerin neler olduğunu belirlemek ve tarihinin hiçbir evresinde askerî güç kullanmayan Suudi Arabistan’ın Arap Baharı olarak adlandırılan iktidar paylaşımı çatışmaları3nda, aktif bir şekilde taraf tutmasının sebeplerini göstermektir. Sözkonusu soruya küresel ve bölgesel ilişkiler, güç ve ulusal çıkar kavramları bağlamında cevap verilecektir.
  • Article
    Voluntary repatriation of refugees to Syria under conflict
    (Artuklu Kaime Uluslararası İktisadi ve İdari Araştırmalar Dergisi, 2018) ALOKLAH, Wissam Aldien
    In this study we examine factors that have stimulated some refugees to return from Turkey to Syria during the previous years, despite the fact that the war has not ended yet. Through a review of previous literature, we found that they focus on the return of refugees in the post-conflict period, after securing a safe environment for returning under formal procedures, often supported by the United Nations. We attempted to answer the basic question of: What factors stimulate the Syrian refugees to return to Syria despite the fact that the conflict has not ended yet? A sample of refugees who returned to northern Syria (the Euphrates Shield area) was studied to explore the factors that contributed to their return despite the security risks they might face there. The study suggested a set of conclusions and recommendations that may help host countries and international organizations concerned with refugee issues improve their strategies towards contributing to the return of refugees to their country of origin and ending the refugee crisis.
  • Article
    Cultural trauma and the politics of access to higher education in Syria
    (Taylor & Francis, 2020) Aloklah, Wissam Aldien
    This paper examines the relationship between the politics of Higher Education access pertaining to longstanding practices of patrimonial authoritarian politics and the narration of collective trauma. Building on an empirical study of Syrian HE during war, we suggest that a narrative disjuncture within HEIs has a damaging impact not only upon the educational process, HE reconstruction and reform, but also upon the possibility of social reconciliation. This is especially true when access to education and post-graduation opportunities are directly linked to patrimonial favouritism; widespread social inequalities in access and retention; a violent turn in the purging of oppositional academics; a severely exacerbated brain drain linked to political views; and significantly sparser employment opportunities. Building on the study findings, we show how these challenges are linked to ethico-political positioning vis-à-vis the mass movement of 2011 and related cultural trauma narratives. In closing, we suggest that understanding the relationship between HE access and cultural trauma can inform decision-making on HE reconstruction and future reform.
  • Article
    Orta Doğu Güvenlik Mimarisinde Yaşanan Değişimin İsrail Siyasetine Etkileri
    (2023) Acar, Necmettin
    İsrail, 2020 sonrası dönemde içeride Filistinlilere karşı baskıyı artıran, dışarıda ise komşu Arap devletlerine karşı yoğunlaşan saldırgan bir politikaya yönelmiştir. İsrail iç ve dış politikasında yaşanan bu değişim önemli ölçüde 2000 sonrası dönemde Orta Doğu güvenlik mimarisinin yaşadığı dönüşümün bir sonucudur. 2003 yılındaki ABD işgali ile başlayıp 2010 yılındaki Arap Baharı ile devam eden süreç Irak, Mısır ve Suriye gibi bölgesel aktörlerin zayıflayarak bölgesel siyasetteki ağırlıklarını kaybetmesiyle sonuçlanmıştır. Arap Baharı sürecinde Filistin meselesine kitlesel destek ve kamuoyu ilgisi uyandıran Reformcu İslamcılık düşüncesinin zayıflaması da Arap kamuoyu nezdinde Filistin meselesine olan ilgide bir azalma ortaya çıkarmıştır. Irak, Suriye ve Mısır gibi güçlü bölgesel aktörlerin zayıfladığı, Reformcu İslamcılık düşüncesinin itibar kaybettiği bir dönemde ekonomik olarak güçlü olsalar da askeri açıdan zayıf olan Körfez ülkelerinin Filistin meselesinde liderliğe soyunmaları İsrail’in elini güçlendirmiştir. Bölgede İsrail’i sınırlama/dengeleme kabiliyetine sahip aktörlerin pozisyonlarında yaşanan zayıflama İsrail’i iddialı ve revizyonist politikalar konusunda cesaretlendirmiştir.
  • Book Part
    DÜŞÜNCE BİLİMLERİ KLASİK SORULAR-GÜNCEL TARTIŞMALAR-İslami siyasi düşüncede vatandaşlık
    (Copyright© Artuklu Üniversitesi Yayınları Mardin Artuklu Üniversitesi, Artuklu Yerleşkesi, Diyarbakır Yolu, Artuklu / Mardin Tel : +90 482 2134002 • Fax : +90 482 2134004 • web : www.artuklu.edu.tr, 2018) Mohamad Rashid
    الإسلام لا يحكم على أساس قومي ولا عرفي فالناس عنده سواء . هذا إذا كانت الدولة حكام الإسلام، فلو كان فيها الإسلامية تتحرك بمنطق الإسلام، وبمفهوم الإسلام وبقيم الإسلام، و اختلاف قومي وعرقي أو لوني أو لغوي وجب على هذه الدولة أن تساوي بين الجميع في كل ذه الأقليات العرقية بكل الحقوق كما تساوي في كل الواجبات فان الدولة الإسلامية تعترف ثقافتها التي لا تتنافى مع الثقافة الإسلامية, في الدين الإسلامي جميع الناس امة واحدة، وأمة تستوعب اﻟﻤﺠموعات الإنسانية برمتها وأعلن القران هذه الوحدة الأصيلة بصراحة، واعتبر ألوان التفرقة والاختلافات عرضية ومنبعثة عن إتباع الأهواء.
  • Book Part
    Ali Shariati
    (Palgrave Macmillan, Cham, 2023) Ateş, Enes
    This entry examines Ali Shariati’s ideas, which provide a modern interpretation of emancipatory and revolutionary Islam in the context of Shia thought. Shariati merged political, social, and intellectual activism. He not only addressed internal divisions within Shiite Islam but also established a socially just and left-leaning model for Muslims worldwide to advocate for an Islamic alternative to Western methods of thinking. Leaving aside the validity of ambiguous labels such as “Islamic Marxism” or “socialist Islam,” Shariati’s Islamic interpretation is rooted in a socialist philosophical and ethical framework. He drew upon Islamic history and the Islamic canon, modifying his interpretation of pretext (tradition, history, and institutional structures) and text (canon) to create a revolutionary con-text, a revolutionary interpretation of Islam. His criticism of capitalism, as a manifestation of his economic understanding, combined with his interpretation of religion on both concrete and abstract levels and took on an activist character. Shariati’s economic and philosophical defense of a populist and social justice line fills his unique value in the history of thought. In addition to the specific conditions of Iran, these aspects demonstrate the intellectual adventure of the world’s Muslims.
  • Article
    Devlet İçi ve Devletlerarası Çatışmalarda Arabuluculuk
    (International Journal of Kurdish Studies, 2021) Çağlayan, Muttalip
    Bu çalışmanın amacı, değişik düzeylerde cereyan eden devlet içi ve uluslararası çatışmalara üçüncü taraflarca müdahale edilmesi ve ihtilaf giderme-azaltma süreçlerinin yürütülmesi açısından önemli bir yere sahip olduğu varsayılan arabuluculuk mekanizmasını kavramsal ve teorik düzeyde tahlil etmektir. Makale, arabuluculuğun temel bazı varsayımlarına değindikten sonra kimlerin ya da hangi kurumların arabuluculuk faaliyeti yürütme kapasitesine sahip oldukları tartışmasını yapmaktadır. Müteakiben, arabuluculuğa neden ihtiyaç duyulduğu konusu çatışmaların içeriği ve özgün koşulları göz önünde bulundurularak “çıkmaz yol” kavramı aracılığıyla incelenmektedir. Arabuluculuk faaliyetinin çatışan tarafların hangi temel ihtiyaçlarını giderdiği, çatışmaların hangi aşamasında gerekli olduğu ve taraflarca neden kabul edildiği gibi hususlar ise “koşulların olgunlaşması” ve “müzakere öncesi dönem” ekseni etrafında ele alınmaktadır. Öte yandan, tarafsız, güce dayalı, dahili/harici ve kolaylaştırıcı gibi arabuluculuk modelleri bazı vakalar eşliğinde tahlil edilmektedir. Çalışmanın son kısmında ise arabuluculuğun hangi durumlarda başarılı olabileceği konusu bazı öneriler ışığında normatif bir bakış açısı ile ele alınmaktadır. Çalışmada, bilhassa uzun süreli çatışmalar sonucunda taraflar arasında oluşan güvensizliğin yarattığı çıkmazın aşılması ve diyalog-müzakere ortamı yaratılması bakımından arabuluculuğun fonksiyonel olduğu sonucuna varılmaktadır. Doğru zaman ve doğru yöntem tatbik edildiği takdirde, arabuluculuk mekanizması yalnızca arızi çözümlerin üretilmesine yönelik değil, tarafların çatışmanın belirleyici nedenlerini bizatihi kendi perspektifleriyle bertaraf ederek uzun vadede ulaşacakları adil ve sürdürülebilir bir barışa katkı sunma işlevi görebilmektedir.
  • Article
    Müzakere, Hız, Politika: Uluslararası Arabuluculukta Digital Teknolojilerin Kullanımı
    (Istanbul Univ, 2023) Burc, Safiye Ates
    The super -accelerated (high-speed) life experiences and coercive practices of the new world order (Covid and post-Covid periods) have affected and changed the negotiation and conflict resolution skills of international actors. Today, with the pandemic and technological developments, acceleration has become a necessity in many fields. Many international mediators, especially the United Nations (UN), have also benefited greatly from digital technologies that pierce space and time during the most severe times of the Covid-19 pandemic. So, in today's world, where economic, social and technological development continues at high speed, should negotiations and policies keep pace? If so, how should accelerated and virtualised political practices be discussed over conflict resolution? What is the impact of digitalisation on international mediation? This article critically discusses the relationship between digitalisation, speed, politics and conflict resolution through content and discourse analysis of political reports on peacemaking practices of different UN missions, especially during the most traumatic period of the pandemic (March 2020 -March 2021). The study concludes that politics and negotiations need speed barriers because they need time, but they cannot be isolated from the developments and space of the high-speed society, so they need to follow the virtual space at all times and get involved when needed. As the analyses of the missions' reports show, the effective use of digital technologies, especially during the pandemic, has led to a rapid transformation in mediation (from traditional to cyber-mediation) and conflict resolution activities have been able to continue uninterrupted, but the dangers of digitalisation have not disappeared
  • Article
    دور العوامل الديمغرافية في تحديد الموقف السياسي للطلبة السوريين في جامعة ماردين من الحدث السوري
    (2018) abdulhamid alawak
    يشكل الحدث السوري مختبرا اجتماعيا يمكن اختبار مختلف نظريات العلوم الاجتماعية في سياقه. ونظر اً لحدة الصراع وعمق التقلبات والتغيرات التي أوجدها الحدث السوري, فإن هناك انقسامات افقية وعمودية واضحة ومتداخلة للمجتمع السوري في موقفه السياسي مما يجري. وكان لافتا بروز أهمية العوامل الديمغرافية حيال ذلك, وهذا ما يشكل فرصة لدراسة العوامل التي تحدد الموقف السياسي وتركيز الضوء على العوامل الديمغرافية. ونظرا للظروف الخاصة التي تمر بها سوريا وصعوبة الوصول إلى كل فئات المجتمع اخترنا دراسة الموقف السياسي لطلبه جامعة ماردين ووزعنا استمارة على عينة عشوائية وحصلنا على 212 استمارة مقبولة, وبعد اجراء التحليل الاحصائي للبيانات تبين أن اهم العوامل الديمغرافية التي تساهم في تحديد الموقف السياسي هي العمر, حيث مالت الفئات الاكبر سنا بين الشباب للمزاج المعارض, وكذلك العامل القومي, حيث تبين أن العرب يحملون موقف هو أقرب إلى موقف المعارضة بالمقارنة مع الكرد. بينما لم يكن هناك أي اثر معنوي لبقية العوامل مثل الدين والوضع المالي والجنس
  • Article
    Avrupa’nın Önyargılarının ve Çelişkilerinin Bir Sonucu Olarak İslamofobi
    (2017) Samur, Hakan
    İslam'a ve Müslümanlara yönelik negatif tutum ve davranışları ifade eden İslamofobi, son çeyrek asırda Avrupa ülkelerinde varlığını giderek artıran çok önemli bir sorundur. Bu sorunun ana sebebi olarak, başta kendisini İslam'la irtibatlandıran bazı kişi ve örgütlerin dünyanın çeşitli yerlerinde gerçekleştirdikleri terör saldırıları olmak üzere, genellikle Müslümanların tutum ve aktiviteleri gösterilmektedir. Şüphesiz, İslam'a ve Müslümanlara yönelik birtakım negatif yaklaşımların oluşmasında bizzat dünya üzerindeki Müslümanlardan kaynaklanan bazı faktörler rol oynayabilir. Ancak, bu çalışmada ortaya konmaya gayret edileceği gibi, Avrupa'da yükselen İslamofobinin öncelikli sebepleri Müslümanların tutumlarından ziyade 1990'lar sonrasının konjonktüründe Avrupa devlet ve toplumlarının kendi değerleriyle çelişen yaklaşımlarında ve Müslümanlara yönelik önyargılarında aranmalıdır
  • Book Part
    Suudi Arabistan'ın Siber Güvenlik Politikası
    (Nobel Yayınları, 2020) Kazdal, Melih; Rakipoğlu, Mehmet
    Suudi Arabistan'ın siber güvenlik politikasını anlatılmıştır.
  • Article
    Avrupa Birliği ve Türkiye’nin Suriyeli Mültecilerin Dayanıklılığını Geliştirme Stratejileri
    (Mukaddime Mardin Artuklu Üniversitesi Sosyal Bilimleri Enstitüsü Dergisi, 2018) KIZILKAN, Zelal Başak
    Suriyeli sığınmacıların zorluklar ve şoklar karşında dayanma, direnme ve toparlanıp eski haline gelme potansiyelleri olarak tanımlanan “dayanıklılığının” ulusal ve uluslararası düzeyde geliştirilmesi, Suriyeli mültecilerin toplumsal, siyasi ve kültürel entegrasyonuna önemli bir katkı sunmaktadır. Makalenin temel amacı Türkiye ve Avrupa Birliği’nin Suriyeli mültecilerin “dayanıklılık” kapasitesini güçlendirmeye yönelik politikalarının ve araçlarının neler olduğu ve söz konusu araçların etkinliklerini tespit etmektir. Makale Türkiye ve AB’nin Türkiye’deki Suriye toplumunun dayanıklılığını artırmaya ne ölçüde ve nasıl katkı sunduğunu ortaya çıkarmayı hedeflemektedir.
  • Book Part
    Rusya’nın Suriye Politikasını Anlamak
    (Mardin Artuklu Üniversitesi Yayınları, 2019) Kazdal, Melih
    Rusya'nın Suriye iç savaşı stratejisi hakkında.
  • Book
    Arap Baharı Sürecinde Suudi Arabistan’da Güvenlik ve Dış Politika
    (Nida Akademi, 2023) Acar, Necmettin
    Geleneksel olarak dış politikasında yumuşak güç unsurlarına başvuran, bölgesel rakipleri ile askeri karşıtlıklardan kaçınan, çatışan taraflar arasında arabuluculuğu önceleyen, maruz kaldığı tehditleri önlemek için ABD güvenlik garantilerine yaslanan İbn Suud rejiminin, Arap Baharı sürecinde bu geleneksel dış politikasından radikal bir şekilde uzaklaştığı gözlemlenmiştir. Bu süreçte rejimin dış politikasında yaşanan radikal değişim küresel, bölgesel ve ulusal düzlemde yaşanan gelişmeler ile bağlantılıdır. ABD’nin rejime sağladığı güvenlik garantilerinde yaşanan azalma, bölgesel aktörlerin rejimi tehdit eden politikaları ve rejimin gücünde meydana gelen nispi artış İbn Suud rejimini Arap Baharı sürecinde iddialı bir dış politikaya yönelmesine yol açmıştır. Rejim, bu süreçte bölgesel rakiplerinden kaynaklı tehditleri tırmandırmayı seçerek doğrudan askeri müdahalesi için bir gerekçe oluşturmuş, bölgesel çıkarlarını genişletmek için askeri güce başvurmayı da içeren çatışmacı bir dış politikaya yönelmiştir. Yeni dönemde geliştirdiği doğrudan askeri müdahaleye dayanan dış politikasını devam ettirebilmek için bölgesel aktörler arasında askeri oluşumlara liderlik etmeye, güvenliğini çeşitlendirmeye ve askeri/endüstriyel kapasitesini mümkün olduğunca arttırmaya çalışmıştır. İbn Suud rejimi, Arap Baharı sürecinde takip ettiği bu iddialı dış politika ile rejimine yönelik tehdide yol açan devletleri ve devlet dışı aktörleri dengelemeyi ve bölge genelinde oluşan güç boşluklarından da yararlanarak jeopolitik nüfuzunu genişleterek Ortadoğu bölgesinde liderlik rolü oynamayı hedeflemiştir
  • Article
    12. HANEDAN’IN (MÖ. 1991-1782) AŞAĞI NÜBYE’DE KURDUĞU KALE-ÜSLER YA DA “ESKİ MISIR YAYILMACILIĞI”NIN BAŞLANGICI
    (2016) Çıvgın, İzzet
    Çalışma, tarihteki kültürel temas (ticaret, öykünme, kolonileşme, fetih) örnekleri ile bunların toplumsal ve siyasal değişmeye katkısını inceleyen bir makaleler dizisinin parçasıdır. Metnin temel argümanı, "1. Ara Dönem" gibi sarsıcı bir deneyimden çıkan Mısır uygarlığının, "sınır güvenliği, siyasal istikrar, uzun-mesafeli ticaret yollarının denetimi, anıtsal bina inşaatları, bunların dekorasyonunda kullanılan doğal kaynaklara erişim kolaylığı ve daha fazla servet birikimi" için tarihinde ilk kez yayılmacı bir programa yaslandığı ve Orta Krallık devrinde uygulanan bu programın "Yeni Krallık emperyalizmi"nin hazırlığı olduğudur. Önceki dönemlerin aksine, "düzenli bir ordu"su bulunan ve güney sınırının ötesinde (Aşağı Nübye'de) 15 kadar kale inşa ederek buralara sürekli asker gönderen Orta Krallık, biriktirdiği serveti (uzun vadede Mısır evrenine eklemleyeceği) yabancı topraklar için harcamıştır. Mısır uygarlığının emperyal dış siyaset yolunda attığı bu ilk adım, "sonu ilhaka varan kolonileşme süreçleri"nin ilk örneklerinden olup deniz-aşırı modern koloni imparatorluklarının kuruluş serüveni ve onların koloniler üzerindeki tasarrufları ile büyük benzerlikler sergilemektedir
  • Article
    Arap Baharı Sonrası Avrupa Birliği’nin ’Yeni’ Komşuluk Politikası
    (Mukaddime, 2018) KIZILKAN, Zelal Başak
    Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da 2010 yılında ortaya çıkan halk isyan dalgaları, AB’nin Güney Akdeniz ülkeleriyle ilişkilerini komşuluk politikası bağlamında yeniden düzenlemesine neden olmuştur. Arap Baharı olarak da adlandırılan bu dönüşümün temelinde Orta Doğu halklarının baskıcı ve otoriter rejimler karşında sosyal, iktisadi ve siyasi hak talepleri yatmaktaydı. Ancak söz konusu rejimlere karşı yürütülen toplumsal hareketler sonuçları itibariyle sadece Orta Doğu ülkeleri ile değil, AB ile de yakından ilgilidir. Süregelen iç savaşlar ve güç boşlukları Avrupa’da güvensizliğin ve istikrarsızlığın kaynağı olmuş, AB’nin mücadele ettiği düzensiz ve yasadışı göç, iltica, insan kaçakçılığı, radikalizm ve terörizm gibi sorunlar bizatihi AB projesini tehdit eder boyutlara ulaşmıştır. Üye devletler Akdeniz komşularına yönelik ulusal düzeyde yeni politikalar oluşturmaya çabalarken, AB düzeyinde değişimin ivmesini ve sonuçlarını yönlendirebilecek ulus-üstü düzeyde yeterli bir komşuluk politikasının üretilip üretilmediğiyse oldukça tartışmalı bir konudur. Bu bağlamda, bu çalışmanın temel amacı, AB’nin Arap Baharından sonra oluşturulan komşuluk politikasının temel unsurlarının neler olduğunu ortaya koymak ve böylece ’yeni’ komşuluk politikasının fırsat ve sınırlılıklarını tartışmaktır.