Evren, Muhittin

Loading...
Profile Picture
Name Variants
Job Title
Öğr. Gör.
Email Address
muhittinevren@artuklu.edu.tr
Main Affiliation
Department of Social Services/ Sosyal Hizmet Bölümü
Status
Current Staff
Website
Scopus Author ID
Turkish CoHE Profile ID
Google Scholar ID
WoS Researcher ID

Sustainable Development Goals

3

GOOD HEALTH AND WELL-BEING
GOOD HEALTH AND WELL-BEING Logo

2

Research Products

4

QUALITY EDUCATION
QUALITY EDUCATION Logo

1

Research Products

11

SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES
SUSTAINABLE CITIES AND COMMUNITIES Logo

3

Research Products

14

LIFE BELOW WATER
LIFE BELOW WATER Logo

1

Research Products

16

PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS
PEACE, JUSTICE AND STRONG INSTITUTIONS Logo

1

Research Products

17

PARTNERSHIPS FOR THE GOALS
PARTNERSHIPS FOR THE GOALS Logo

1

Research Products
This researcher does not have a Scopus ID.
Documents

1

Citations

0

Scholarly Output

15

Articles

6

Views / Downloads

199/2268

Supervised MSc Theses

1

Supervised PhD Theses

0

WoS Citation Count

0

Scopus Citation Count

0

WoS h-index

0

Scopus h-index

0

Patents

0

Projects

0

WoS Citations per Publication

0.00

Scopus Citations per Publication

0.00

Open Access Source

12

Supervised Theses

1

Google Analytics Visitor Traffic

JournalCount
KUŞAK VE SİYASET2
Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi1
COVİD-19 SÜRECİNDE MARDİN ARTUKLU ÜNİVERSİTESİ Uzaktan Eğitim Sistemi, Eğitim-Öğretim ile Araştırma Faaliyetlerinin Değerlendirilmesi1
EPİDEMİK TOPLUM Koronavirüsün Türkiye'de Toplumsal Etkileri1
Hece Dergisi1
Current Page: 1 / 3

Scopus Quartile Distribution

Quartile distribution chart data is not available

Competency Cloud

GCRIS Competency Cloud

Scholarly Output Search Results

Now showing 1 - 10 of 15
  • Other
    Ritüellerin Yok Oluşuna Dair, Byung-Chul Han, Çev. Çağlar Tanyeri, İnka Yayınları, İstanbul 2022, 111 Sayfa.
    (Mardin Artuklu Üniversitesi, 2023) Evren, Muhittin
    Son dönemin önemli isimlerinden filozof ve kültür kuramcısı Byung Chul Han, günümüz toplumu ile ilgili çözümlemeleri ve eleştirileriyle dikkat çekmektedir. Han, felsefe, iktidar, dijitalleşme, şiddet, özgürlük, şeffaflık, yorgunluk, estetik, medya teorileri ve popüler kültür konularında çalışmalar yürütmektedir. Yazdığı kısa eserlerde yoğun bir anlatı sunan Han, “Ritüellerin Yok Oluşuna Dair” kitabında da bu durumu sürdürmektedir. Bu kitapta bireysel ve toplumsal yaşamı yoğun, istikrarlı ve düzenli kılan ritüelleri inceleme alanına almaktadır. Bir taraftan yaygınlaşan kolektif narsisizmin ve otantikliğin toplum aidiyetlerini, diğer taraftan da dijitalleşmenin, üretim mantığının ve neoliberal kapitalist küreselleşmenin ritüelleri adım adım ortadan kaldırdığını ve bu durumun hem zaman hem mekân algımızı tahrip ettiğini iddia etmektedir. Kitapta her iki dinamiğin de hem insan doğasını hem de toplumsallığı radikal bir şekilde dönüştürdüğünü gözler önüne sererek tarihsel bir dönemeçte olduğumuza dikkat çekmektedir. Bunu yaparken ele aldığı konulara dair birçok isim ve olaylara yer vermektedir. Kitapta on bölüm bulunmakla birlikte ele alınan konular şunlardır: Üretim zorlaması, otantiklik zorlaması, kapanmanın ritüelleri, bayram ve din, ölüm kalım oyunu, göstergeler imparatorluğu, düellodan dron savaşlarına, mitostan dataizme ve baştan çıkarmadan pornoya.
  • Review
    Infocracy: the Crisis of Digitalization and Democracy
    (Ilem, 2023) Evren, Muhittin; Bozkurt, Recep
    [No Abstract Available]
  • Book Part
    SİYASETİN KAMUSAL ALANDAN DİJİTAL MEDYAYA TAŞINMASININ KUŞAKLAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (Eğitim Yayınevi, 2023) Evren, Muhittin
    Günümüzde önemli bir iletişim aracı olan sosyal medya araçlarının siyasal alanda oldukça yaygın olarak kullanılması, kamusal alan oluşturma bilgilerini daha da önemli hale getirmektedir. Siyasetin önemli bileşenleri haline gelen bu mecraların kamusal alandaki katkılarına katkı sağladı. Dijital alanlardaki politikaların tartışılması, bu gelişmeler ve bu alandaki olanakların değiştirilmesiyle başlamaktadır. Bu nedenle dijital çağın kamusal alan potansiyelinde olup olmadığı, küresel gücü taşıyıp taşıyamayacağı tartışmalarını daha da ucuz hale getirmek. Dijital mecralar siyaseti açısından bakıldığında, bazen siyasal değişimlerin artması bazen de apolitik örneklerin sunulduğu bir mecradır. Bu mecralarda ağlar üzerinden örgütlenme yaşanmaktadır. Bu bağlamda internet temelli iletişim teknolojilerinin toplumsal açıdan kamusal müzakere alanları oluşturulamayacağı ile ilgili iki çözüm vardır. İletişim teknolojilerinin gidişatının iyimser karşılayanlar internet ortamındaki platformlarda oluşan yeni kamusal alanda siyasi tartışmaları ve ön planda tutarak, demokratikleşmeye liderlik etmeyi ifade ediyorlar. Eleştirel çalışmaların dijital bölgelerden oluşan kamusallığın kapitalist politikalarının dinamikleri içerisinde herkes için katılım sağlamadığını ve bir denetim ve gözetimin olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle dijital iletişim teknolojilerinin demokratikleşmesinin garantisi değildir. Bu nedenle gelecekte demokrasi için yeni teknolojilerin tahakkümü için mi yoksa demokratikleşme için mi sürdürüleceği tartışılıyor.
  • Conference Object
    Pandemi Süreci Ve Devlete Güven İlişkisinde Bölgesel Farklar
    (Nevşehir Kapadokya Üniversitesi, 2020) Yıldız, Recep; Yıldırım, Ergün; Arı, Ökkaş; Evren, Muhittin
    Tarih, insanoğlunun deprem, sel, hortum, volkanik püskürmeler, orman yangınları, çekirge istilaları, savaş, kıtlık, açlık, göçler, terör saldırıları gibi afetlere maruz kaldığını bize haber vermektedir. Bu afetlerin oluşturduğu tehlikeler, insanları korkulara iterken, en az zararla atlatabilmek için önlemler almaya, çözümler üretmeye sevk etmektedir. Önlem ve çözümlerin hayata geçirilmesinde afetin türüne göre ilgili alanda uzman kişiler o dönemin bilgi kaynağı ve birliktelikler dayanışma grupları halini alıverir. Devlet ise bir bütün olarak mücadelede süreci yönetir. Tüm dünyaya yayılarak pandemi ilan edilmesine sebep olan Covid-19 virüsü ile mücadelede de dünya devletleri önlemleri uygulamaya koymuşlardır. Çalışmanın amacı da pandemi sürecinde, bireylerin, "devletin salgın yönetimi” ile "toplumsal dayanışma" arasındaki ilişkiye dair algılarını tespit etmek ve böylece bölgeler arası farkları ortaya çıkarmaktır. Bir kitap çalışması için yazarlar tarafından 155 sorudan oluşan anket hazırlanmıştır. İnternet aracılığıyla, Türkiye’nin yedi bölgesinden geniş bir kitleye - farklı mesleklerden, yaştan, ekonomik düzeylerden... toplam 1254 bireye - ulaşılmıştır. Anket 15 Nisan 2020 ile 1 Mayıs 2020 tarihleri arasında uygulanmıştır. Elde edilen datadan, konuyla ilgili bağımlı değişkenler ile 'yaşanılan bölge’ bağımsız değişkeni arasında ilişkinin bulunup bulunmadığı aranmıştır. SPSS for Windows 22.0 programı ve Anova testi ile ‘pandemi’-‘devlete güven’ ilişkisi analiz edilmiştir. Araştırmanın bulgularına göre, pandemi sürecinin yönetiminde, Türkiye diğer devletlerden daha başarılı görülmüştür. Devlete güven artmıştır. Toplumsal dayanışma sağlanmıştır. Ancak yedi bölge arasında anlamlı farklar olduğu tespit edilmiştir. İlaveten, ‘devlete güven’ ve ‘toplum dayanışması’ açısından, Türkiye’nin tüm bölgelerindeki yerleşim alanları arasında (büyükşehir, il, ilçe ve köy ya da 239 2 nd International Congress on Sports, Anthropology, Nutrition, Anatomy and Radiology, Nevşehir / TURKEY kent-kır) ve yine sürecin dini-manevi değerlerle değerlendirilmesinde, bölgelerarası anlamlı fark saptanmamıştır. Vatandaşlar ortak inançtan kaynaklanan benzer değerlendirmelere sahiptirler. .
  • Article
    Dijitalleşmenin Aile Kurumunda Birincil Toplumsallaşmaya Etkisi
    (2025) Evren, Muhittin
    Toplumsallaşma, bireyin toplumsal norm ve değerleri öğrenerek toplumla uyum sağladığı dinamik bir süreçtir. Bu sürecin en kritik evresi olan birincil toplumsallaşma genellikle aile içinde gerçekleşir; bu aşamada temel normlar ve davranış kalıpları kazanılır. Ancak dijitalleşmenin hız kazanmasıyla süreç yalnızca aileyle sınırlı kalmamakta, dijital mecralar da çocukların toplumsal kimlik inşasında etkili olmaktadır. İnternet, sosyal medya, dijital oyunlar ve dijital içerikler, çocukların değer yargıları ve davranışlarını şekillendirmede önemli bir rol üstlenmektedir. Bu araştırma, dijitalleşmenin birincil toplumsallaşma sürecine etkisini sosyolojik açıdan incelemektedir. Nitel araştırma yöntemiyle, Mardin’de yaşayan sekiz kadın ve sekiz erkekle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmelere dayalı fenomenolojik bir inceleme olarak tasarlanmıştır. Veriler betimsel analiz yoluyla değerlendirilmiş; dijitalleşmenin aile içi değer aktarımı, ebeveyn-çocuk etkileşimi, empati düzeyi ve ebeveyn tutumları üzerinde belirgin etkiler yarattığı saptanmıştır. Bulgular, dijitalleşmenin toplumsallaşma süreçlerini hem olumlu hem de olumsuz yönde dönüştürdüğünü göstermektedir. Özellikle dijital mecralarda içerik denetimi ve dijital kullanım sürekliliğinde denge sağlanması gerektiği ortaya konmuştur.
  • Book
    EPİDEMİK TOPLUM Koronavirüsün Türkiye'de Toplumsal Etkileri
    (İstanbul Sabahattin Zaim Üniversitesi, 2020) Yıldırım, Ergün; Yıldız, Recep; Arı, Ökkaş; Evren, Muhittin
    İnsanoğlu moderniteyle beraber bilimde önemli sıçramalar yaptı. Birçok sorunu anlama ve tanımlama konusunda yeni imkânlara ulaştı. İlerleme düşüncesinin verdiği motivasyonla da artık bilimim bütün sorunları çözüleceğine inanılıyordu. Çiçek salgını, kolera, sıtma, verem gibi birçok büyük salgınlarla ilgili devasa araştırmalar yapılmıştı. Aşılar bulunmuş ve hızla salgınların getirdiği büyük ölümlere çare olmuştu. Bilim adamları ve ilerlemeci aydınlar salgın ve kıtlığın tamamen bittiğini ilan ettiler. Fütürist Harari, daha bir iki yıl önce insanın salgın ve hastalıkları bilimle tamamen aştığını söyleyerek onu Homodeus (Tanrıinsan) olarak ortaya çıktığını söyledi. İnsan ölümsüzleşecekti (Harari, 2016: 40-41). İlk defa Çin’de ortaya çıkan Korona virüs (Covid-19) bu modern rüyayı çözdü. Hiç beklenmedik bir biçimde yepyeni ve büyük bir salgın ortaya çıktı. Aralık 2019 yılında Çin’de görülen salgın, Nisan 2020’ye kadar dünyanın öbür ucu ABD’ye ulaştı. Şu an itibariyle 500 binden fazla insan öldü. Yüz milyonlara bulaştı. Salgın bütün dünyayı kısa sürede etkiledi. Küreyi etkisi altına aldı. Bundan dolayı pandemi adını aldı. Dünyanın en büyük ve zengin devletleri olan ABD en başta olmak üzere Fransa, İngiltere ve İspanya salgına hiç beklenmedik biçimde etkilendiler. Sağlık sistemleri ciddi bir bunalım yaşadı. ABD de hala bulaşma ve ölüm oranları hızla yükselmeye devam ediyor. Sağlık sistemi nerdeyse çökecek halde. Covid-19 salgını, dünya toplumlarını derin bir korku ve endişeye sevk etti. Ekonomi büyük yaralar aldı. Birçok şirket çöktü. Siyasal sistemler kimi yerde otoriteleşirken kimi yerlerde kutuplaştılar. Güvenlik, düzen ve kontrol yeniden öne çıktı. Demokrasi gölgelenmeye başladı birçok ülkede. Ulus devletler sert önlemler almaya başladı. AB, kendi içinde yeniden ulus devlet refleksleri gösterdi. Propaganda makineleri salgını yönlendirmek için devreye geçtiler. İnternet teknolojisi ve sosyal medya bunun önemli bir aracı oldu. Koronavirüs pandemisi, tarihte yaşanan diğer salgınlara göre daha hızlı dünyaya yayıldı. Çünkü daha önce veba, tifo, kolera, çiçek gemiler, atlar, katırlar ve yaya yürüyen insanlarla dolaşıyordu. Limanlar en önemli yayılma istasyonlarıydı. Şimdi ise uçaklarla yayılıyor. Bundan dolayı salgın daha hızlı dolaşıma giriyo
  • Book Part
    SİYASETİN KAMUSAL ALANDAN DİJİTAL MEDYAYA TAŞINMASININ KUŞAKLAR AÇISINDAN DEĞERLENDİRİLMESİ
    (Eğitim Yayınevi, 2023) Evren, Muhittin
    Günümüzde önemli bir iletişim aracı olan sosyal medya araçlarının siyasal alanda oldukça yaygın olarak kullanılması, kamusal alan oluşturma bilgilerini daha da önemli hale getirmektedir. Siyasetin önemli bileşenleri haline gelen bu mecraların kamusal alandaki katkılarına katkı sağladı. Dijital alanlardaki politikaların tartışılması, bu gelişmeler ve bu alandaki olanakların değiştirilmesiyle başlamaktadır. Bu nedenle dijital çağın kamusal alan potansiyelinde olup olmadığı, küresel gücü taşıyıp taşıyamayacağı tartışmalarını daha da ucuz hale getirmek. Dijital mecralar siyaseti açısından bakıldığında, bazen siyasal değişimlerin artması bazen de apolitik örneklerin sunulduğu bir mecradır. Bu mecralarda ağlar üzerinden örgütlenme yaşanmaktadır. Bu bağlamda internet temelli iletişim teknolojilerinin toplumsal açıdan kamusal müzakere alanları oluşturulamayacağı ile ilgili iki çözüm vardır. İletişim teknolojilerinin gidişatının iyimser karşılayanlar internet ortamındaki platformlarda oluşan yeni kamusal alanda siyasi tartışmaları ve ön planda tutarak, demokratikleşmeye liderlik etmeyi ifade ediyorlar. Eleştirel çalışmaların dijital bölgelerden oluşan kamusallığın kapitalist politikalarının dinamikleri içerisinde herkes için katılım sağlamadığını ve bir denetim ve gözetimin olduğu vurgulanmaktadır. Bu nedenle dijital iletişim teknolojilerinin demokratikleşmesinin garantisi değildir. Bu nedenle gelecekte demokrasi için yeni teknolojilerin tahakkümü için mi yoksa demokratikleşme için mi sürdürüleceği tartışılıyor.
  • Book Part
    Sosyal Sınıf Sembolü Olarak Rekreasyon
    (Nobel Yayıncılık, 2021) Arı, Ökkaş; Evren, Muhittin
    Rekreasyon, son zamanlarda sosyal teoride sıklıkla karşılaşılan önemli kavramlardan biridir. Kavramın önemli olmasının başlıca nedeni sosyoloji, eğitim, turizm, ekonomi ve sağlık gibi birçok bilim dalıyla olan ilişkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir (Dawson, 1988; Harris, 2005: 119; Öztürk, 2018; Meriç ve Bozkurt, 2017; McDonough, 2013; Uyrun, 2020; Uyrun ve Ceylan, 2020; 168). Gerçekten de, rekreasyonun gündelik yaşamda bireylerin veya sosyal toplulukların sosyal sınıf yapılarına özgü aktivite veya etkinlik biçimlerini yansıtması, onun sosyoloji açısından önemini gösterir. Nitekim sosyologlar her sosyal sınıfın; kültürel yapıları, yaşam tarzları ve sosyal ilişkileri arasında benzer özellikler gösterdiğinin önemine dikkat çeker (Arslan, 2012: 70; Bourdieu, 2014: 194; Dawson, 1988; Yıldırım, 2016: 93-94). Çünkü sosyologlar, sosyal sınıf yapılarına odaklanarak hem sosyal toplulukların hem de toplumsal yapıların analiz edilebileceğini varsayarlar. Ancak sosyolojik teorilerde sosyal sınıf tanımlamaları farklılaşmaktadır ve bu nedenle rekreasyon kavramına yönelik bakış açılarında da farklılık görülebileceğini söylemek mümkündür. Bu durum, sosyolojik teorilerin hem sınıf kavramına yükledikleri anlamlardan hem de toplumu analiz etme yöntemlerinden kaynaklanmaktadır. Bu anlamda, sosyolojide sosyal sınıf yaklaşımları rekreasyonla ilişkilendirildiğinde, rekreasyonun sosyolojik teorilerde önemli bir konuma sahip olduğunu gösterir. Bu bölümün amacı, rekreasyonu sosyolojik teorilerde sosyal sınıf tanımlamalarıyla ilişkilendirerek yorumlamak ve analiz etmektir. Söz konusu amaç, sosyal sınıf kavramını genel hatlarıyla açıklamayı gerektirmektedir. Ancak, sosyal sınıf tanımlamaları sosyolojik teorilerde bir bütünlük göstermez ve bu durum rekreasyon kavramını tüm teorilerle ilişkilendirmeyi ve açıklamayı zorlaştırmaktadır. Bu zorluk, sosyolojik teoride öne çıkan Marx, Weblen, Weber ve Bourdieu’nun sınıf teorilerine odaklanarak aşılmaya çalışılmıştır. Şunu da ifade etmek gerekir ki, çalışmada bu sınıf teorilerinin analizinden ziyade, teorilerin temel sınıf varsayımlarından hareketle rekreasyon etkinlikleri arasındaki ilişkiye dikkat çekmeye çalışmaktır. Bu kapsamda, bireylerin sosyal sınıf yapıları ile rekreasyon aktiviteleri arasındaki ilişki, dört teorik perspektif bağlamında incelenmiştir.
  • Review
    Yeni Bir Gözetim Sistemi Olarak Algoritma Tahakkümü
    (2024) Evren, Muhittin; Koyuncu, Ahmet Ayhan
    Bu çalışma gözetimin dijital süreçte farklılaştığı üzerinde durmaktadır. Çalışmada gözetim sistemlerinin yeni süreçte nasıl işlediğine dikkat çekmektedir. Dijital teknolojilerin gelişmesi ile birlikte geniş alana yayılan gözetim ve denetim insanların yaşamlarını büyük ölçüde etkilemektedir. İnsanların bilgileri kaydedilmekte, analiz edilmekte ve insanları yönlendirmek için kullanılmaktadır. Çalışma oluşan bu yapının algoritmalar aracılığıyla işlediğine dikkat çekmektedir. Algoritmalar işleme biçimiyle bir gözetim ve denetim mekanizması oluşturmaktadır. Algoritmalar, insanların özgürlükleri ve güvenliklerini tehdit ettiği için bir tahakküm biçimi oluşturmaktadır. Algoritma tahakkümü, günümüz dünyasının denetim ve disiplin biçimi olarak görülmektedir. Çalışmada günümüz yaşam dünyasını etkileyen ve tartışılan algoritmaların oluşturduğu tahakküm biçimi analiz edilmiştir. Büyük veri ile elde edilen bilgiler sayesinde insanlara profiller çıkarmaktadır. Bu sayede insanlar algoritmalarla kolay şekilde manipüle edilmekte ve yönlendirebilmektedir. Çalışma algoritma tahakkümünün nasıl oluştuğunu ve nasıl işlediğini teorik bir perspektifle ortaya çıkarmayı amaçlamaktadır.
  • Article
    Evliliğin Eşiğindeki Gençlerin Bekârlık, Evlilik ve Aile Metaforu Üzerine Bir İnceleme
    (2025) Bozkurt, Recep; Evren, Muhittin
    Aile, bireylerin duygusal, sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarını karşılayan; sevgi, güven ve dayanışma temellerine dayalı bir sosyal birimdir. Toplumun temel taşı olarak bireyleri birleştiren, toplumsallaşmayı sağlayan ve modernleşme sürecinde dahi vazgeçilmez bir sığınak niteliği taşıyan aile, bireysel kimlik ve toplumsal düzenin güçlenmesinde köklü bir kurumdur. Bu çalışma, evliliğin eşiğinde olan gençlerin bekârlık, evlilik ve aile kavramlarına ilişkin algılarını metaforlar aracılığıyla incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma, 136 genç ile yürütülmüş; nitel araştırma yöntemlerinden fenomenolojik desen kullanılmış ve veriler tam yapılandırılmış görüşme formu ile toplanmıştır. Katılımcılardan, sosyodemografik soruların yanı sıra “Bekârlık... benzer. Çünkü...; Evlilik... benzer. Çünkü...; Aile... benzer. Çünkü...” cümlelerini tamamlamaları istenmiştir. Elde edilen veriler sosyal bilimlerde kullanılan bir nitel veri analiz programı ile içerik analizi tekniğiyle değerlendirilmiştir. Analiz sonuçları, bekârlığın olumlu algılarının “özgürlük, sultanlık ve sorumsuzluk”, olumsuz algılarının ise “yalnızlık, belirsizlik ve zorluk” olarak ortaya çıktığını göstermiştir. Evlilik algısı olumsuz yönleriyle “kısıtlanma, belirsizlik, sorumluluk”; olumlu yönleriyle ise “ortaklık, birlik, yuva, mutluluk” şeklinde tanımlanmıştır. Aile algısı olumlu metaforlarla açıklanmış; “birlik, güven, kale ve zorunluluk” kavramları öne çıkmıştır. Aileye yönelik olumsuz bir algı ortaya çıkmamıştır. Bekâr bireylerin aileyi güvenli bir liman olarak görmesi dikkat çekicidir. Bu bulgular, gençlerin bekârlık ve evliliğe yönelik hem çekici hem de kaygı verici yanlar taşıdığını göstermektedir. Bu çalışma evlilik, bekârlık ve aile konularında çalışma yürüten araştırmacılar için yol gösterici olduğu söylenebilir.