Yaşayan Diller Enstitüsü
Permanent URI for this communityhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/13
Browse
Browsing Yaşayan Diller Enstitüsü by Language "tr"
Now showing 1 - 20 of 25
- Results Per Page
- Sort Options
Master Thesis 819 Yılı Kroniği: Sunumu, tercümesi, tahlili(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Vergili, Yuhanun; Akalın, KutluSüryani historiyografisi alanında kendine yer bulmuş olan 819 Yılı Kroniği, Süryani ruhbanlar tarafından yüzyıllar boyunca oluşturulan tarih yazma literatürü alanında kaleme alınmış kroniklerden bir tanesidir. Süryanice yazılan kimi eserler Batıda yabancı dillere tercüme edilmelerine/çalışılmalarına rağmen, Türkiye'de bu alandaki çalışmalar yeni başlamış durumdadır. Bizlerde ilk defa olarak bu kroniği tercüme ederek Türkçeye kazandırmak ve okuyucuların yararına sunmak istedik. Eser, Mesih'in doğumundan başlayarak özelde Antakya Süryani Kilisesi ve genel olarak Suriye ve Mezopotamya'da cereyan eden olayları özet olarak miladi 819 yılına dek aktarmaktadır. Antakya Süryani Kilisesi ve Süryaniler dışında kronik, Bizans/Sasani ve Emevi/Abbasi devletleri ve dönemin dikkat çeken olayları hakkında da bazı özet bilgiler aktarmaktadır. vi Tez çalışmamız "giriş" ve "sonuç" kısımlarıyla birlikte iki ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında kroniğin önemi, kapsamı, sınırları ve çalışmanın amaçları ile çalışmada kullanılan kaynaklar tanıtılmıştır. "Siyasi, Sosyal ve Dini Arka Plan" başlığını taşıyan Birinci Bölümde, kroniğin yazıldığı dönemdeki siyasi, sosyal ve dini koşullar betimlenmiştir. Bir sonraki aşamada Süryanilerin kimliği, Batı ve Doğu Süryani Kiliseleri ve zımmî hukuku konularında bir özet sunulmuştur. Sonraki kademede ise yazmanın anonim yazarı, kroniğin elyazması ve kronik hakkında yapılan modern bazı çalışmalar aktarılmıştır. İkinci Bölümde, eserin Süryanice metni ve metnin Türkçe tercümesini verdik. Sonuç kısmında da çalışmanın bütünü ele alınarak bir değerlendirme yapılmış ve son safhada kullanılan kaynaklar sıralanmıştır.Master Thesis Afrahat'ın 21. ispatı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Bulut, Mizgin Aslan; Toprak, Mehmet SaitTezimiz, "Afrahat'ın (Zulüm Hakkındaki) Yirmi Birinci İspatı" çerçevesinde ele alınacağından, Afrahat'ın (270-345) yaşadığı yüzyıldaki siyasî ve dinî yapı incelenmiştir. Özellikle "Afrahat ve İspatlar" isimli, hacimli eserinden biri olan "Yirmi Birinci İspatı" Türkçeye tercüme etmek ve literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. "Afrahat'ın (Zulüm Hakkındaki) Yirmi Birinci İspatı" ile ilgili ülkemizde ulaşabildiğimiz herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Afrahat'ın yirmi üç eseri, Süryani İncil metinlerinin tarihini, tefsirini ve biraz da kristolojisini konu aldığı için Süryani literatürü açısından klasik dönemin başlangıcını temsil eder. Ayrıca İspatlar'ın ilk onu, Hristiyanların temel inanç prensiplerini ve yapmaları gereken sorumlulukları konu alır. Diğerleri ise Yahudilikle ilgili olup Hristiyanlar arasındaki Yahudilik eğilimleri ile mücadele etmeyi konu edinir. İspatımızın temel konusu zulüm gören peygamberlerdir. İsa Peygamber ve diğer peygamberlerin yaşadıkları karşılaştırılarak verilmiştir. Tezimizin Giriş kısmında, araştırmamızın amacının ve sınırlarının ne olduğu üzerinde durulmuştur. Birinci Bölüm'de, Afrahat'ın yaşadığı dönem itibari ile Mezopotamya'nın siyasî ve dinî yapısı genel hatlarıyla incelenmiştir. Afrahat'ın kim olduğu, İspatlar'ının başlıkları, Yirmi Birinci İspat'ın özeti verilerek genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra sonlandırılmıştır. İkinci Bölüm'de, Zulüm Hakkındaki İspat'ın tercüme metni ile tercümede geçen şahıslar, yerler ve kavramlar hakkında açıklamalar yer almaktadır.Master Thesis Afrahat'ın Beşinci İspatı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2018) Hacımustafaoğlu, Ayşe; Akalın, KutluTezimiz, "Afrahat'ın (Savaşlar Hakkındaki) Beşinci İspatı" çerçevesinde ele alınacağından, Afrahat'ın (270-345) yaşadığı yüzyıldaki siyasî ve dinî yapı incelenmiştir. Özellikle, Afrahat ve İspatlar isimli hacimli eserinden biri olan "Beşinci İspat"ı Türkçeye tercüme etmek ve literatüre kazandırmak hedeflenmiştir. Bu konuyla ilgili ülkemizde ulaşabildiğimiz herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Afrahat'ın yirmi üç eseri, Süryani İncil metinlerinin tarihini, tefsirini ve biraz da kristolojisini konu aldığı için Süryani literatürü açısından klasik dönemin başlangıcını temsil eder. Ayrıca İspatlar'ın ilk onu, Hristiyanların temel inanç prensiplerini ve yapmaları gereken sorumlulukları konu alır. Diğerleri ise Yahudilikle ilgili olup Hristiyanlar arasındaki Yahudilik eğilimleri ile mücadele etmeyi konu edinir. Dönemin siyasî olaylarından bahsederken bu olaylara Allah'tan başka kimsenin müdahale edemeyeceğini vurgular. Bu konu hakkında da sadece Tevrat'ı kaynak olarak gösterir. Ayrıca Daniel kitabında bahsi geçen heykel ve hayvanlar hakkındaki misalleri Ortadoğu'nun özeti olarak vermekte bir sakınca görmez. İspatımızın temel konusu birbirlerine karşı büyüklük taslayanların elbet bir gün cezasını çekeceği üzerinedir. Tezimizin Giriş kısmında, araştırmamızın amacının ve sınırlarının ne olduğu üzerinde durulmuştur. vi Birinci Bölüm'de, Afrahat'ın yaşadığı dönem itibari ile Mezopotamya'nın siyasî ve dinî yapısı genel hatlarıyla incelenmiştir. Afrahat'ın kim olduğu, İspatlar'ının başlıkları, Beşinci İspat'ın özeti verilerek genel bir değerlendirme yapıldıktan sonra sonlandırılmıştır. İkinci Bölüm'de, Savaşlar Hakkındaki İspat'ın tercüme metni ile tercümede geçen şahıslar, yerler ve kavramlar hakkında açıklamalar yer almaktadır.Master Thesis Afrahat'ın ispatlarında öteki kavramı özelinde Yahudilere ve Yahudiliğe bakışı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Bölümcü, Eşref; Toprak, Mehmet SaitBu tez Süryani literatür geleneğinde önemli bir yere sahip olan Afrahat'ın (270- 345) İspatlar adlı eserini konu almaktadır. Afrahat'ın bu eseri 23 İspattan oluşmaktadır. Eserdeki bir grup İspat, Hıristiyanlığa dair teoloji ve ahlak üzerine inceleme özelliği taşırken bir grup İspatı ise Hıristiyanlar arasındaki Yahudiliğe eğilimleri ile mücadelesini konu edinir. Yahudilikten gelen birtakım kurallar hakkındaki yorumları, Süryani Hıristiyanlığının oluşum süreci açısından kıymetlidir. Çalışmaya konu olan İspatlar; Sünnet Üzerine, Şabat Üzerine, Koşer (Yiyeceklerin Ayrımı) Üzerine, Yahudilere Karşı Bekaret ve Kutsallık Üzerine, Tekrar Toplanacaklarını İddia Eden Yahudiler Üzerine. Bu İspatların seçilmesinde Yahudilere karşı üretilen argümanlar incelenerek, bunların seçilmesine karar verilmiştir. Hıristiyanlık teolojisinin ve kimlik inşasının henüz tamamlanmadığı bir dönemde yaşayan Afrahat, çalışmalarıyla bu inşa sürecinin bir emektarı olmuştur. Yahudiler ve onların inanç sistemiyle ilgi bu kadar "Reddiye" yazmış olması bu açıdan tesadüf değildir. Bilindiği üzere Hıristiyanlık, Yahudilikten kopmuş ve bağımsız bir din olarak varlığını ispat etme çabasına girmiştir. Kopuşun gerçekleştiği Yahudiliğe karşı sert bir ayrım ortaya konulmalı ki "özne" olarak var olabilsin. Özneleşmenin başladığı yerde "kimlik" inşası başlar. Tam olarak "öteki" mefhumunun işlediği yer de burasıdır. Yahudiler için 'öteki' olan Hıristiyanlar, konulan bu ayrım vesilesiyle kimlik inşa ederken bunu bizzat 'ötekileştirme' şeklinde yaparlar. Yani 'Yahudilerin VI ötekisi' olan Hıristiyanlık, Yahudileri 'öteki' olarak karşısına alır. Doğal olarak bir 'ötekinin ötekisi' kavramıyla ifade edilecek bir durum ortaya çıkar. Bu anlamda, modern kavramlar olan "kimlik" ve "öteki" ile IV. yüzyıldaki tarihsel bir olaya bakarken anakronizm yapmaktan kaçınmak çalışmanın hassas noktasıdır. İlahi bir kutsallıkla donatılmış "Tanrı'nın halkı/oğulları" olan Yahudiler ve onlardan aşağıda konumlanan diğerleri şeklindeki ayrım, karşısında 'öteki'yi var etmiştir. Ötekileştirilmekten fazlasıyla nasibini alanlar şüphe yok ki toplum olarak Hıristiyanlık ve bireysel olarak Hıristiyanlardı. Yahudi Kutsal metni Tanak'ta İsrail dışında kalan insanları tanımlarken 'öteki uluslar' tabiri sıkça kullanılmaktadır. Yahudiler açısından Hıristiyanlık zamanla "pagan" kelimesiyle eş anlamlı hale gelmiştir. Çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş kısmında çalışmanın amacı ve sınırları belirtilmiştir. Birinci bölümde; Afrahat'ın hayatı, eserleri ve edebî kişiliği hakkında bilgi verilmiş, yaşadığı dönemin siyasî ve dinî yapısı incelenmiştir. Ayrıca, sözkonusu İspatlarının içerik ve başlık kısımları hakkında kısa bilgi verilmiştir. İkinci bölümde; teorik olarak kimlik ve öteki kavramlarının çerçevesi oluşturulmuş. Yahudi kimliğini ifade eden kavram ve olgular tartışılmıştır. Üçüncü bölümde ise Afrahat'ın İspatlarından çalışmamıza konu olan beş İspatta Yahudilere bakışı incelenmiş, argümanları sosyal bilimlerin verileriyle ele alınmıştır.Master Thesis Ali b. Hâmid eş-Şeyhâninin Tafsilû'l- Avâmili'l- Mî'e Adlı eserinin tahkiki(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Deniz, Hasan; Gemi, AhmetArapça dil literatüründe İslam'dan önce ağırlıklı olarak şiirle ve İslam'dan sonra da dilin yapısı üzerinde, özellikle âmil-m'amul bağlamında çalışmalar yapılmıştır. Hz. Ali ve Ebu'l-Esved ed-Düelî (ö.69/688) arasında geçen konuşma ve müzakerede ifade edilen "Nahiv" kelimesi aslında bu dilin temelini oluşturacak bir terim olarak yerini bulmuştur. Buna binaen nahiv ilminin temelini oluşturan âmiller (el-'Avâmil) üzerine birçok çalışma yapılmıştır. Bunların başında Abdülkâhir el-Cürcânî'nin (ö.471/1078-79) el-'Avâmilu'l-Mi'e ve Muhammed el-Birgivî'nin (ö.981/1573) el- 'Avâmil'î gelmektedir. Ali b. Hâmid eş-Şeyhânî'nin (ö.1152/1739) Tafsîlu'l- Avâmil'il-Mi'e adlı eseri el-'Avâmil üzerinde yapılan şerh, tadil ve tekmile türü bir eser olup Arap dili alanında kaleme alınmış önemli bir eserdir. Bu çalışmada Ali b. Hâmid eş-Şeyhânî'nin hayatı ve eserleri, buna ek olarak da Tafsilu'l-Avâmili'l-Mi'e adlı eserinin tahkikine yer verilmiştir.Article BATI METAFİZİĞİNİN TEMEL SORUSU VE HEIDEGGER(2016) Keskin, MesutElinizdeki makale, Batı metafiziğinin temel sorusuna Heidegger'in yeni bir okuma ve çeviri anlayışıyla cevap denemesini serimler. Bu serimleme, Heidegger öncesi ve sonrası metafiziksel yaklaşımların temel soruyu nasıl ele aldıklarını şart koşar. Buna göre metafiziğin temel sorusunun bilhassa Leibniz ve Schelling'teki önemi vurgulanıp Heidegger yaklaşımının evveliyatı tasvir edilir. Bu tasvirin ışığında Heidegger'in getirdiği yenilikler, tartışmalar ve yeni sorunlar sunulur. Temel soru Heidegger'in bu sorunun tarihindeki merkezi konumuyla her hakiki felsefi soru gibi bitmez ve çağdaş felsefe ya da bilimlerde, metafizik dışı ve analitik bir biçimde işlenmiştir. Nihayet, metafiziğin temel sorusunun cevapsız güncelliğini, efsuni muammasını, çözülmez önemini ve faydasız zorunluluğunu göstermek bu makalenin en dipte yatan görevidir.Master Thesis Dil kimlik ilişkisi bağlamında Batı sömürgeciliğinin modern Mısır edebiyatı tercüme hareketlerine etkisi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Erkar, İmren Hicran; Gemi, AhmetÖZET Sömürgeci devletler doğrudan ya da dolaylı bir şekilde milletlerin kimliklerine ve kültürlerine müdahale etmiştir. Sömürülen halkların Batı eksenli modern yaşam tarzına olan hayranlıkları, kültür ve edebiyat dalında değişime zemin hazırlamıştır. Tercüme hareketleri bu zeminin en önemli parçası olarak yerini almıştır. Hazırlamış olduğumuz bu çalışmamızda sömürge faaliyetlerinin tercüme hareketlerine yansıması incelenmiş, aynı zamanda bu yansımanın edebiyatta yarattığı değişimler de ele alınmıştır. Çalışmamızın birinci bölümünde Mısır'ın sömürgecilik tarihi araştırılmış ve sömürgeciliğin, bir milletin kimliğinde ve dilinde bıraktığı etki işlenmiştir. Bu minvalde Mısır'ın sömürgecilik tarihinin başlangıcı olarak kabul edilen Fransız İhtilali ve Fransız İhtilali'ni takip eden İngiliz işgaline de yer verilmiştir. Buna mukabil ortaya çıkan gelişmeler ve Mısır'ın değişen sosyolojik ve kültürel yapısı da çalışmamızda konu edinmiştir. Çalışmamızın ikinci bölümünde ise modern Mısır edebiyatının temelini atan tercüme hareketleri ele alınmıştır. Tercüme hareketlerine yön veren edebiyatçılar ve bu doğrultuda Mısır kültüründe, dilinde ve edebiyatında oluşan farklılıklar incelenmiştir. Yine çalışmamızda, tercüme hareketiyle birlikte Batı edebiyatından etkilenen edebiyatçılar ve bu dönemde işlenmiş olan konular yer edinmiştir.Master Thesis Dionysius Bar Salibi ve 'Luqbal Yudoye' adlı eseri(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2021) Hasanoğlu, Sevde Yaman; Toprak, Mehmet SaitDionysius Bar Salibi Ortaçağ'da Ortadoğu'nun en önemli Hıristiyan figürlerinden olmuştur. Melitene/Malatya doğumlu olan Bar Salibi XII. yüzyıl Süryani literatüründe emsalsiz konuma sahip olmuş ve kendi döneminde hem din adamı hem din alimi gibi ünlenmiştir. O, 1171'de Diyarbakır piskoposu görevindeyken vefat etmiş ve burada Meryem Ana kilisesinin avlusuna defnedilmişti. Dönemin çalkantılı siyasi ortamında bir süre Ermenilere esir düşmüştür. Bar Salibi Süryani din adamı hiyerarşisinde yüksek rütbelere gelmesi yanında kaleme aldığı eserlerle de Süryani teolojisine ciddi katkılarda bulunmuştur. Süryanice zengin bir külliyat oluşturmuş, mantık ve dünya tarihi üzerine yazılarının yanında çeşitli teolojik ve litürjik konular üzerine şerhler ve haşiyeler, felsefi ve dini risaleler kaleme almıştır. Kendinden önceki ulemanın görüşlerine de sık sık başvurması sebebiyle o, kendinden sonrakiler için arada köprü işlevi görmüştür. Eserlerinin bazısı günümüze ulaşmamıştır. Onun kutsal metin tefsiri, kendi döneminde en iyi Eski ve Yeni Ahit tefsiri sayılmıştır. Eserlerinin bazısı, polemik tarzında olup Müslümanlara, Yahudilere ve Melkitler, Ermeniler ve Nesturiler gibi diğer Hıristiyan mezheplere reddiye amacıyla kaleme alınmıştır. Luqbal Yudoye eseri Yahudilere reddiye amacıyla kaleme alınmıştır. Burada o Yahudilerin Hıristiyanlığa yönelik ileri sürdükleri eleştirilere cevap vermiş, Yahudi inancındaki zayıf noktaları anlatmış ve onları hak din olarak gördüğü kendi inancına davet etmiştir. Bar Salibi Yahudi kutsal metinlerinden kanıtlar getirerek eleştirilen hususların aslında Yahudilikte de kökeninin olduğunu, dolayısıyla Hıristiyanlığa giren Yahudilerin kendi geleneklerinden farklı bir geleneği benimsemeyeceklerini iddia ederek onları ikna etmeye çalışmıştır.Article İLİYA BAR ŞÎNÂYÂ’NIN ‘KᵊTOBO Dᵊ-TARGᵊMONO’ ADLI SÜRYANCAARAPÇA LEKSİKOGRAFİK ESERİ ve DEĞERİ(2019) Toprak, Mehmet SaitX-XI. yüzyıllarda yaşamış olan Süryani yazar ve Nusaybin Metropoliti İliyâ bar Şînayâ’nın (d.975-ö.1046) Kᵊtobo dᵊ-Targᵊmono (Kitâbu’t-Tercümân fî Taᶜlîmi’lLuğati’s-Süryân) adlı leksikolojik eseri, Süryanca ve Arapça olarak kaleme alınan konulu-kavramsal nitelikte dönemi için alanında tek ve ilk çalışma olması açısından önem arzetmektedir. Özellikle, Grekçe Mantık, Felsefe, Astronomi ve Dilbilim çalışmalarının Süryanca üzerinden Arapçalaştırılarak kazandırılmasında önemli bir rolü olan Süryanî mütercimlerin bu aktarım esnasında ürettikleri kavramlar ve gösterdikleri çabaların bir kısmını bu eser üzerinden incelemek, Türkiye’de bakir bir alan olan Süryanca Sözlükbilimi araştırmaları için ilkeseldir. Arap dilbilimci Sibeveyh’le başlayan Arapça gramerine dair çalışmalar ve ardından üretilen muᶜcemler, bu anlamda tek başlarına Arapça sözlükbilimsel terminolojiyi anlamaya kâfî gelmemektedir. Bu yönüyle, tarihsel süreç içerisinde hem Süryanca Sözlükbilimi hem de Arapça Sözlükbilimi geleneklerini, tarihsel gelişim süreçleri içerisinde her ikisini karşılaştırmalı olarak anlama gayreti, sözkonusu alan için daha bilimsel bir zemini hazırlayacak türdendir. Genelde dilbilimsel araştırmalarda Süryani dilbilimcilerin yeterince bilinmiyor olması ve özelde de leksikografik eserler bağlamında yeteri kadar bu alanda çalışmanın yapılmamış olması, İliya’nın Kᵊtobo dᵊ-Targᵊmono adlı konulu-kavramsal-didaktik leksikografik eserini çalışmaya değer kılmıştır. İliya, eserinin mukaddimesinde sebeb-i teᵓlîf sâdedinde; Mezopotamya bölgesinde yaşayan Arapça ve Süryanca konuşan Süryaniler’e Süryanca öğretmek amacıyla hem gramer hem de sözlükbilimsel çalışmalara vurgu yaparak eserini kaleme aldığını ifade etmektedir. Bu araştırma da, müellifin sözkonusMaster Thesis İstanbul episkoposu Timateos Pavlus'un hâtıratı(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2017) Coşkun, Adem; Toprak, Mehmet SaitTimateos Pavlus (1837-1914), Osmanlı yönetimi altında Süryani Ortodoks Kilisesi'nin ilk İstanbul episkoposudur. Timateos Pavlus'un kaleminden çıkan ve tez çalışmamıza konu teşkil eden eser ise hatırat niteliği taşımakta ve söz konusu bu episkoposun yaşam öyküsünü içermektedir. Timateos Pavlus'un hatıratı tarihsel bir belge olarak önem taşımaktadır. Bu çerçevede, eserde, Osmanlı İmparatorluğu'nda XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarında yaşanan tarihsel olaylara bazı açılardan ışık tutabilecek kayıtlar muhafaza edilmiştir. Süryani Ortodoks Kilisesi'nin Ermeni Kilisesi'nin boyunduruğundan kurtulup yeniden bağımsız bir kürsü haline dönüşmesi veya Süryani cemaatin Osmanlı yönetimiyle ve Müslüman ve gayr-i Müslim diğer unsurlarla olan ilişkileri bu bakımdan örnek olarak gösterilebilir. Aynı şekilde Süryani Kilisesi'nin işleyişine, yapısına ve kendi bünyesinde yaşadığı problemlere ilişkin bilgiler de Timateos Pavlus tarafından kayıt altına alınarak nakledilmiştir. Bununla birlikte, okuyucular söz konusu hatıratta Urfa veya İstanbul gibi önemli bazı şehirlerin XIX. yüzyıl sonları ile XX. yüzyıl başlarındaki dini, sosyal, iktisadi ve siyasi durumu hakkında da fikir edinebileceklerdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde ortaya çıkan bazı huzursuzluklar da yer yer kısaca tasvir edilmiştir. Bütün bu hususlar göz önünde bulundurulursa, Timateos Pavlus'un hatıratını önem taşıyan bir tarihsel belge olarak tanımlamak gerekir. "İstanbul Episkoposu Timateos Pavlus'un Hatıratı" şeklinde isimlendirdiğimiz bu tez çalışması "Giriş" ve "Sonuç ve Değerlendirme" kısımları dışında iki ana bölümden oluşmaktadır. "Giriş" kısmında araştırmanın konusu, kaynak değeri, problematiği ve araştırma esnasında izlenen yöntem gibi konularda özet bilgiler verilmiştir. "Birinci Bölüm"; Timateos Pavlus'a ait hatırat metninin dil yönünden incelenmesi, içeriğinin tanımlanması, yazmanın tavsifi ve yazmada geçip de tartışmalı olan bazı konular üzerinde tarafımızca yapılan değerlendirmeler ile kilise hiyerarşisi gibi konulara yöneliktir. "İkinci Bölüm" ise bir bütün halinde söz X konusu bu yazmanın Süryanice metnini, Türkçe tercümesini ve metin tahlilini içermektedir. "Sonuç ve Değerlendirme" kısmı Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde yaşanan bazı olayları ve gelişmeleri "İstanbul Episkoposu Timateos Pavlus'un Hatıratı" özelinde yorumlama amacı taşımaktadır. Ancak bunun bir yüksek lisans tezi olması sebebiyle iddialı yorumlar yapmaktan da özellikle kaçınılmıştır. Tez çalışmasının "Ekler" başlığı altında sunulan en son kısmı ise Timateos Pavlus'a ait elyazmasından bazı örnekleri ve yine kendisine ait şahsi fotoğrafı içermektedir.Article Kaçar-Osmanlı Savaşlarında Guran Kürtleri Üzerine Manzum Bir Belge(Kitapyayınevi, 2017) Vali, Shahab…Master Thesis Khuzistan kroniği sunumu, tercümesi, tahlili(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Aday, Kamile İnci; Akalın, KutluKhuzistan Kroniği, Süryani tarih yazıcılığı alanında yazarı kesin olarak bilinmeyen bir metindir. Bu kronik Batı'da bazı araştırmalara konu olmasına ve kimi dillere tercüme edilmesine rağmen Türkiye'de henüz pek çalışılmamıştır. Bu yüksek lisans tezi vesilesiyle söz konusu kroniği ilk kez Türkçeye tercüme ederek, Süryani dili ve kültürü alanına kazandırmaya çalıştık. Kroniğin yazarı, öyküsünü 590 yılında Sasani hükümdarı IV. Hürmüz'ün ölümüyle başlatmakta, 641 yılına, III. Yezdigard dönemine kadar sürdürmektedir. Nitekim o süreçte Müslüman Araplar Sasani varlığını sona erdirmişlerdi. Kronikte Suriye, İran, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyalarında yaşanan Sasani-Roma mücadeleleri ve ayrıca Sasanilerin siyasî, sosyal, dinî ve etnik yapısı hakkında da bilgiler bulunmaktadır. Bu tez çalışması "Giriş" kısmında tezin amacını ve önemini, sınırlarını ve kullanılan kaynakları bahis konusu etmektedir. Birinci Bölüm'de, "Metinsel ve Tarihsel Arka Plan" başlığı altında, "Süryani Tarih Yazıcılığı", "Sasani İmparatorluğu" ve "Bizans İmparatorluğu" alt başlıklarda, dinî, siyasî ve sosyal boyutlu bazı bilgiler verilmektedir. Bunlara ilaveten, söz konusu iki büyük imparatorluk arasında VI. ve VII. yüzyıllarda yaşanan siyasi-askeri mücadeleler ayrı bir başlık altında özetlenmektedir. İkinci Bölüm Süryanice metni, Türkçe çeviriyi ve yaptığımız bazı açıklamaları içeren dipnotları ihtiva etmektedir. Son olarak kronikle ilgili kapsamlı bir değerlendirme yapılmış, kaynaklar, ekler ve metnin numunesi kısmı da eklenmiştir.Master Thesis Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünde bulunan Süryanice el yazmalarının kataloglanması(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019) Özbek, Hatice; Akalın, KutluSüryani dili Semitik dil ailesine mensup olup Aramicenin Urfa diyalektidir. Süryanice MÖ birinci yüzyıldan itibaren Fenike alfabesinden esinlenilen ve kendine has olarak oluşturduğu yirmi iki harflik bir alfabe ile şekillenmeye başlamıştır. Her Hıristiyan cemaati kendine ait bir program geliştirerek bu programın eserlerini manastırlarda üretmeye ve çoğaltmaya başlamışlardır. Ayrıca kilise tarihi ve teolojik konular, gündelik hayata dair kaynaklar ve bir dönemin zirvesi olan çeviriler de el ile yazılmış ve zengin bir külliyat oluşmuştur. Süryanice el yazmaları genellikle kilise ve manastırlarda yazılmış ve kütüphanelerinde korunmuştur. Günümüzde pek çok eser Batı kütüphanelerine taşınmış olsa da Anadolu'da bulunan kilise ve manastır kütüphanelerinde hâlâ yazma eser mevcuttur. Bu eserler içinde özellikle Yeni Ahit ve İsa Mesih'in yaşamı ve mucizelerini anlatan eserler resimle süslenmiştir. Bu çalışma Konya Yazma Eserler Bölge Müdürlüğünde bulunan otuz dört Süryanice el yazmasından oluşmaktadır. Bu eserler kataloglanmış, mevcut özellikleri tespit edilmiş, güncel durumları belirtilmiş ve tezhipli olanlar ayrıca anlatılmıştır.Master Thesis Lokman suresinin Arap dili ve belağatı açısından incelenmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Alibrahim, Tuba Çoban; Tekin, AhmetTarih boyunca Arap dili ve inceliklerini iyi bilmenin gerekliliği, İslâm'ın temel kaynağı olan kutsal kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'in anlaşılmasında şüphesiz en önemli husus olagelmiştir. Arap dili en geniş çerçedede sarf, nahiv ve belagat kısımlarından oluşmaktadır. Sarf ilmi kelimelerin aldığı şekilleri incelemekteyken Nahiv ilmi ise kelimelerin cümle içindeki yerlerini ve durumlarını incelemektedir. Belagat ilmi ise anlatılmak istenen mananın düzgün, güzel ve sanatlı ifadelerle muhataba aktarılma yöntemlerini incelemektedir. Bu çalışmada Mekkî sûrelerden Lokmân sûresi Sarf, Nahiv ve Belagat ilimleri bağlamında üç ana bölümde tahlil edilmiştir. Ayrıca sarf kısmında, lugat ilmi çerçevesinde kelimelerin sûrede geçen mânâlarıyla beraber kısmen terim anlamlarına da yer verilmiştir. Sarfî tahlil bölümünde sözlük ve ansiklopedilerden kelimelerin mânâsı aktarılırken çeşitli sarf kaynaklarından da araştırılarak şekilsel durumları tahlil edilmiştir. Nahvî tahlil kısmında sûrenin âyetleri, farklı İ'rabu'l Kur'ân eserlerindeki verilerin karşılaştırılması yöntemiyle i'rab edilmiştir. Belağî tahlil kısmında ise sûreyle ilgili çeşitli tefsir kaynaklarında geçmekte olan belagat incelikleri ve mânâları ele alınmıştır. Filolojik yönteme dayalı olarak incelenen bu mütevâzi çalışma ile sûrenin inceliklerinin anlaşılması hedeflenmiştir.Master Thesis Mar Petyum Keldani Kilisesi yazma vesikalarında " Diyarbakır Keldanileri "(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2016) Şimşek, Mehmet; Toprak, Mehmet SaitBu çalışma, Diyarbakır Mar Petyun Keldani Kilisesi'nde bulunan XIX. ve XX. yüzyıla ait yazma belgeler ışığında Diyarbakır Keldanilerini konu edinmektedir. Farklı dini sosyal toplulukların yaşadığı şehirde, geride bıraktıkları mekânların ve belgelerin maddi kültür belirteçleri olduğu kuşkusuzdur. Bu yazılı belgeler özelde belgelerin üreticilerinden bahsetmekte ise de, genelde hem şehrin sosyal tarihine ışık tuttuğu gibi bölge ve ülke tarihine de yeni bakış açıları kazandırmaktadır. Diyarbakır Keldani Kilisesi'nde bulunan yazma belgelerin varlığı hakkında bilgi veren herhangi bir çalışma bulunmamaktadır. Belgelerin ortaya çıkarılmasında, uzun yılların vermiş olduğu karşılıklı güven hukuku etkili olmuştur. Belgeler, kilisenin halka açık olmayan kitaplığında bulunmaktadır. Topluluğun üretmiş olduğu belgeler (vaftiz, cizye, vakıf, ölüm defteri vs.) tasnifsiz olarak bulunmaktadır. Konu başlıkları ve süre sınırlılığı, belgelerin içerdiği bilgilerin zamanını belirlemekle birlikte, yukarıda da belirtildiği üzere yaklaşık olarak iki yüz yıllık bir süreye ait bulunmaktadır. Bu belgelerin dışında Keldaniler konusunda yapılmış tez, yayınlanmış kitaplar, ansiklopediler, internet ortamında yayınlanan bilgiler incelenmiştir. Genelde Keldaniler (Kadir Albayrak'ın çalışmaları dışında) özelde de Diyarbakır Keldanileri konusunda yazılı eserlerin olmaması en zorlu alan olmuştur. Genel konular içine serpiştirilen bilgiler ise yerelde üretilmiş belgelerde yer alan bilgilerden oldukça uzaktır. Diyarbakır'da topluluğun temsilcilerinin bir aile ile sınırlı olduğunu belirtmek gerekir. Dolayısıyla, topluluğun büyük kısmının göç ettikleri İstanbul'daki Keldani Kilisesi yetkilileri ve üyeleriyle görüşmeler yapılmıştır. Tez yedi bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde Kutsal Kitap'ta geçen Keldani kavramı üzerinde durulmuş ve bu bağlamdan hareketle, ilk defa XVI. yüzyılda Diyarbakır'da Keldani Kilisesi'nin kurulmasından önceki Doğu Süryanileri ve sonrasında Keldani Kilisesi'nin durumu kronolojik olarak verilmeye çalışılmıştır. İkinci bölümde kayıtları 1850'de tutulmaya başlanmakla birlikte, 1727 ve sonrasında başlayan ve 1882'ye kadar devam eden Keldani Kilisesi'ne ait vaftiz defteri verileri incelenmeye çalışılmıştır. Üçüncü bölümde 1912'de düzenlendiği anlaşılan ve Diyarbakır şehir merkezinde bulunan mahallelerde Keldani topluluğunun yerleşim alanlarına göre nüfus kayıtları ele alınmıştır. Dördüncü Bölümde 1881 ilâ 1900 yıllarına ait bedelât-ı askeriye (cizye) belgeleri kapsamında Diyarbakır Keldani topluluğunun sosyo-ekonomik durumu ele alınmaya çalışılmıştır. Beşinci bölümde Keldani Kilisesi Vakfı ile Çorbahanesi'ne ait vakıf defterleri incelenmeye çalışılmıştır. 1903'te kaleme alınan kilise vakıf defteri, kiliseye ait vakıflar konusunda ayrıntılı bilgiler içermektedir. Çorbahane Defterinde ise 1929'dan itibaren bu vakfa ait bilgiler bulunmaktadır. Bu iki vakfın kayıtlarının devamı olan 1947 tarihli defterde vakıfların son durumlarına ilişkin kayıtlar bulunmaktadır. Bu çerçevede Keldani topluluğuna ait vakıfların yarım yüz yıllık durumu ele alınmaya çalışılmıştır. Altıncı bölümde Keldani topluluğunun Osmanlı döneminde Diyarbakır'da bulunan eğitim kurumlarından olan Keldani Rüştiye Mektebi sınıf geçme defteri bağlamında Keldani topluluğunun eğitim yönü incelenmeye çalışılmıştır. Yedinci bölümde 1882-1955 arası yılları kapsayan süreçte topluluk üyelerinin ölümlerinin kaydedildiği defterde yer alan kayıtlar çerçevesinde Keldanilerin durumları ele alınmaya çalışılmıştır. Ekler kısmında ise, 1900 yılına ait bedelât-ı askeriye ve ölüm defterinin transkriptleri bulunmaktadır.Master Thesis Mor Aho hagiyografisi ve adına inşa edilen dini yapılar(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2017) Dik, Sami; Toprak, Mehmet SaitTezimiz, Süryani hagiyografisi ve mimarisi gibi geniş başlıklı bir araştırma konusu için başlangıç niteliğindedir. Türkiye'de Turcabdin coğrafyasındaki Süryani mimarisi ile özellikle de hagiyografisi üzerine yapılan araştırmalar yok denecek kadar azdır. Dolayısıyla çalışmamızı, hem hagiyografi hem de Hıristiyan mimarisi ile ilişkili olan "Mor A?o Hagiyografisi ve Adına İnşa Edilen Dinî Yapılar" üzerine yürütme ihtiyacı hissettik. Hem teolojik hem de tarihî olaylara ışık tutan ve Süryanî edebiyatı açısından oldukça önemli olan hagiyografi geleneği; aziz ve azizelerin, monastik bir hayat süren münzevilerin, çilecilerin, aynı zamanda Hıristiyanlık adına şehit düşen ve Kilise'nin Şehitlik edebiyatında önemli bir yer teşkil eden Şehitlerin yaşamlarını ele alan sözlü ve yazılı biyografik ve tarihsel kavramlar bütünü olarak tanımlanabilir. Böylesi geniş bir konu olan Süryani hagiyografisi içerisinden seçerek değerlendirmeye aldığımız "Mor A?o Hagiyografisi ve Adına İnşa Edilen Dini Yapılar" adlı çalışmamız; giriş, iki bölüm, sonuç ve değerlendirme kısımlarından oluşmaktadır. Tezimizin Giriş kısmında; araştırmamızın konusu, amacı, kapsamı, kaynak değerleri ve izlenen yöntem ele alınmıştır. Birinci Bölüm'de; Hıristiyanlığın Turcabdin'de Yayılışı, Hıristiyan Hagiyografi Geleneği, Süryani Hagiyografi Geleneği, Mor A?o Hagiyografisi ve Mor A?o ile Mor ?eworo adına inşa edilen dinî yapılar incelenmiştir. İkinci Bölüm'de; Yazmanın Süryanice Metni, Türkçe Tercümesi ve Metin Tahlili yer almaktadır. Sonuç ve değerlendirme kısmında; genel olarak çalışmamızın içeriğini oluşturan konuların değeri tartışılmak sûretiyle, Mor A?o Hagiyografisi özelinde değerlendirilerek alana bir katkı sunma çabasının ilk nüvelerinden söz edilmiştir. Ekler kısmında ise; Süryani hagiyografı geleneği için çok önemli olan ve Paulus Bedjan'ın Acta Martyrum et Sanctorum Syriace (Azizlerin ve Şehitlerin Yaşam Hikâyeleri) adı altında derlediği 7 ciltlik eserinin tasnif özelliklerini tespit etmek adına içindekiler bölümünde yer alan azizlerin Süryanice isim listesi ile Türkçe tercümesi, kilise ve manastırlara ilişkin çizim ve görseller ve esas aldığımız Mor Filoksinus Yuhanun Dolabani'nin elyazma nüshası yer almaktadır.Master Thesis Müddessir sûresinin lügat, sarf, nahiv ve belâgat açısından incelenmesi(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2022) Mırık, İlhan Okşan; Tekin, AhmetÖZET Kur'ân-ı Kerîm'in yetmiş dördüncü sûresi olan Müddessir sûresi, Mekke'de nazil olmuştur. İniş sırasına göre dördüncü sûredir. Elli altı âyet ve iki yüz elli altı kelimeden ibarettir. Bu sûre adını birinci âyette geçen "el-Müddessir'' kelimesinden almıştır. Bir önceki müzemmil sûresi gibi örtünen ve bürünen anlamını ifade etmektedir. Sûrede Allah Rasûl'unun tebliğ ve davet misyonuyla görevlendirilmesi, müşriklerin ona isyan etmesi ve onların cehennem azabıyla uyarılması gibi hususlar konu edilmektedir. Bu çalışmada Kur'ân-ı Kerîmi'n lafız ve manalarındaki inceliğin doğru kavranabilmesi esasıyla Müddessir sûresi Arap dili açısından incelenmiştir. Dolayısıyla Arap dilinin temelini oluşturan lügat, sarf, nahiv ve belâgat ilimlerinin Müddessir sûresinin doğru anlaşılmasında ne denli önem arz ettiğine dikkat çeklmek istendi. Böylelikle sûrenin bazı âyetlerinde yer alan kelimelerin iştikâkı,cümle yapıları ve edebi sanatları incelenerek âyetlerin ahenki, inceliği ve tenâsübü ilmi yönden ortaya konulmaya çalışıldı. Hem nazmı hem anlam ve içeriği açısından yüksek edebî değere sahip bulunan Müddessir sûresinin âyetlerinin te'vilinde bazı kelimelerin tahlili yapılırken, Arapça sözlüklerin yanısıra muayyen bazı tefsir ve hadis kaynaklarından istifade edilip kelimelerin terkîbi ve mecazi mâna boyutları ortaya koyuldu. Sonuç olarak ilahi vahyi doğru anlamak ve Kur'ân merkezli yapılan çalışmalara katkı sağlamak maksadıyla 148 sayfadan oluşan bu çalışmaya yer verildiMaster Thesis Muşe Bar Kifo ve " İrade , özgürlük ve doğal afetler " adlı eseri (edisyon kritik - çeviri)(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2017) Akyüz, Mihayel; Toprak, Mehmet SaitBu tez çalışması; Süryani kaynaklarında da yer edinen ve derin kapsamlı bir konu olan insan ahlakı felsefesi üzerine, Muşe Bar Kifo'nun yorumuyla açıklık getirmektedir. Yazarımız, irade, özgürlük, baht/kader, iyilik, kötülük, doğal afetler, ecel ve ölüm gibi konuları mensubu olduğu inanç gereği Eski Ahit'ten ve Yeni Ahit'ten de örnekler vererek dile getirip savunmakla beraber; bu konuları farklı bir bakış açısıyla yorumlayan kadim paganlara, Süryani Kilisesi tarafından heretik ilan edilen Maniciler ve Mar?iyonculara ve de İslam Kelamcılarına karşı açıklamalarda bulunarak, bir takım eleştiri ve tenkitlerde bulunmaktadır. Muşe Bar Kifo'nun; "İrade, özgürlük ve Doğal Afetler" adlı eseri üzerine yaptığımız tez çalışması giriş, üç bölüm, sonuç ve değerlendirme kısımlarından oluşmaktadır. Tezimizin giriş kısmında; genel anlamda eserin içeriğinden bahsedilmiştir. Birinci Bölümde; Muşe Bar Kifo'nun hayatı ve eserleri kaleme alınmıştır. Devamında üzerinde çalıştığımız yazmanın içeriğinden bahsedilmiştir. İkinci Bölümde; sırasıyla eserin Türkçe Tercümesi, eserin bilgisayar ortamına yeniden aktarımı ve eserin kopyası sayfa numaralarına göre arka arkaya yer verilmiştir. Üçüncü Bölümde; eserin ahlak felsefesi açısından değeri ele alınmıştır. Ardından eserde geçen kavramların Türkçe karşılıklarını veren bir kavramlar sözlüğüne ve bu kavramların metin içerisinde geçen yerlerini gösteren bir indekse yer verilmiştir. Sonuç ve değerlendirme kısmında ise; Türkçeye kazandırılan bu eserin, Süryanice dili açısından yaşanan zorluklarını, metin içeriği itibariyle de felsefi açıdan değeri yorumlanmıştır.Master Thesis Necîb Mahfûz'un Hânu'l-Halîlî ve Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye romanlarında gelenek-modernite çatışması(Mardin Artuklu Üniversitesi, 2020) Araz, Tahir; Abdülhadioğlu, AhmetModern çağın Batılı sömürgecilik anlayışına karşı 19.yy.'ın başlarında, kültürel ve vatani bağımsızlık çerçevesinde ayakta kalma mücadelesi verilen Mısır ve Anadolu'da birçok şair ve yazar toplumun temel değerlerinde yaşanan aksaklıkları metinlerine yansıtmaya çalışarak bu doğrultuda eser vermeye yönelmiştir. Söz konusu dönemde daha çok yanlış Batılılaşmayı ele alan nasihatvari yarı modern romanların Batı'dan yapılan tercüme çalışmaları aracılığıyla yavaş yavaş ciddi bir üslup kazanması ve aydınların topluma kulak vermelerinin akabinde, roman türünde gerek mana ve içerik gerekse metot bağlamında kayda değer değişikliklerin yaşanmasını sağlamıştır. Bu çalışmada günümüzün küreselleşen dünyasında da bir sorun olarak karşımıza çıkan kültürel uyumsuzluk, zihinsel bunalım, gelenek-modernite/eski-yeni çatışması ve manevi buhran gibi toplumsal gerçekler Necîb Mahfûz'un Hânu'l-Halîlî ve Peyami Safa'nın Fatih-Harbiye eserleri üzerinden ele alınarak eleştirel bir perspektifle değerlendirilmiştir.Book