TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu
Permanent URI for this collectionhttps://hdl.handle.net/20.500.12514/1836
Browse
Browsing TR-Dizin İndeksli Yayınlar Koleksiyonu by Department "[Belirlenecek]"
Now showing 1 - 20 of 177
- Results Per Page
- Sort Options
Article Analyzing Teachers’ Attitudes towards Democracy in Terms of Some Variables(2014) Faysal Özdaş; Abdurrahman Ekinci; Recep BindakBu çalışmanın amacı, öğretmenlerin demokrasiye yönelik tutumlarını cinsiyetlerine, kıdem yılına, mezun oldukları bölüme ve eğitim durumlarına göre incelemektir. Çalışmanın örneklemini, 2010-2011 öğretim yılında Diyarbakır merkezdeki genel liselerde görev yap an 234 öğretmen oluşturmuştur. Veri top lama aracı olarak Demokrasiye Yönelik Tutum Ölçeği ve kişisel bilgi f ormu kullanılmıştır. Elde edilen bulgular bir bütün olarak değerlendirildiğinde, öğretmenlerin genel olarak demokratik tutumlarının yüksek olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca bayan öğretmenlerin ve mesleki kıdemi yüksek olan öğretmenlerin demokrasiye yönelik daha olumlu tutuma sahip oldukları görülmüştür.Article Anason (Pimpinella anisum L.) ve kimyon (Cuminum cyminum L.) tohumlarının uçucu yağ kompozisyonu ile antimikrobiyal ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi(2014) Haşimi, Nesrin; Tolan, Veysel; Kızıl, Süleyman; Kılınç, ErsinBu çalışmada, anason (Pimpinella anisum L.) ve kimyon (Cuminum cyminum L.) tohumlarının uçucu yağ bileşenleri ile bu yağların antimikrobiyal ve antioksidan özelliklerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Uçucu yağ bileşenleri GC/MS cihazı ile belirlenmiştir. Yağların antimikrobiyal özellikleri disk difüzyon yöntemi ile Gram pozitif (Staphylococcus aureus ATCC 25923, Streptococcus pyogenes ATCC 19615), Gram negatif (Escherichia coli ATCC 25922, Pseudomonas aeruginosa ATCC 27853) bakterileri ve maya (Candida albicans ATCC 10231) kullanılarak, antioksidan özellikler ise DPPH yöntemiyle belirlenmiştir. Anason uçucu yağının esas bileşeninin trans-anetol (% 52.94) olduğu, bunu iso-anetol (% 13.89), karyofillen oksit (% 8.55) ve karyofillen (% 4.29)’in izlediği; kimyon uçucu yağının ise sırası ile ?-pinen (% 15.77), ?- terpinen (% 15.52), 1-fenil-1-butanol (% 15.13) ve kuminik aldehit (% 12.74) içerdiği saptanmıştır. Anason uçucu yağının mikroorganizmalar üzerinde düşük, kimyon uçucu yağının ise orta derecede antimikrobiyal aktivite gösterdiği saptanmıştır. Kimyon uçucu yağı C. albicans’a karşı 22±0.9 mm’lik inhibisyon zon çapı ile yüksek antimikrobiyal aktivite göstermiştir. P. aeruginosa her iki uçucu yağa karşı direnç göstermiştir. Kimyon uçucu yağının antioksidan aktivitesi (% 75.60) askorbik asit aktivitesine (% 78.75) yakın, BHA (% 50.45) ve BHT (% 23.54) aktivitesinden daha yüksek bulunmuştur. Anason düşük antioksidan aktivite (% 23.24) göstermiş olmasına rağmen BHT ile benzer aktivite göstermiştir. Çalışmada kullanılan örneklerin aktivite sıralaması askorbik asit>kimyon>BHA>BHT>anason şeklinde gerçekleşmiştir.Article Araştırma makalesi/research article (original paper) Diyarbakır koşullarında bazı ekmeklik buğday (triticum aestivum l.) genotiplerinin tane verimi ve bazı kalite özelliklerinin belirlenmesi(2013) Yusuf Doğan; Enver Kendal; Doğan, YusufÖzet: Bu çalışma, 25 farklı ekmeklik buğday hat ve çeşitlerin verim ve kalite yönünden Diyarbakır ekolojik koşullarındaki performansları incelenmek üzere 2004-2005 ve 2005-2006 üretim sezonlarında yürütülmüştür. Deneme tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlamalı olarak gerçekleştirilmiştir. Denemede bitki boyu (cm), başaklanma süresi (gün), dekara tane verimi (kg), bin tane ağırlığı (g), hektolitre ağırlığı (kg) ve protein oranı (%) incelenmiştir. Araştırma sonucunda elde edilen bulgularda dekara tane verimi 514.5-820.9 kg/da-arasında değişmiş olup, en yüksek tane verimi 18 nolu genotipten, en düşük tane verimi ise 3 nolu genotipten (514.5 kg/da) elde edilmiştir. Kalite faktörü olan hektolitre ağırlığı bakımından en yüksek ortalama değer 81.8 kg ile 19 ve 24 nolu genotiplerden, protein oranı ise % 11.9 ile 1 nolu genotipten elde edilmiştir. Bu çalışmanın sonuçlarına göre yurt dışından temin edilen genotiplerin (9, 17, 18, 19 ve 24) parsel tane verimi bakımında ümitvar olduğu görülmüştür.Article Astragalus diphtherites FENZL var. diphtherites ve Astragalus gymnalopecias RECH. FIL’in Gövde ve Kök Kısımlarından Farklı Çözücüler ile Elde Edilen Özütlerin İnvitro Antioksidan ve Antimikrobiyal Özelliklerinin Belirlenmesi(2018) Cumali Keskin; Hasan Çetin Özen; Zuhal Toker; Göksel Kızıl; Murat KızılBu çalışmanın amacı farkı polariteye sahip çözücü serilerinden geçiren Astragalus diphtherites var. diphtherites (A. diphtherites) ve Astragalus gymnalopecias (A. gymnalopecias) türlerinin gövde ve kök kısımlarının antioksidan ve antimikrobiyal özelliklerinin araştırılmasıdır. Antioksidan özellikleri belirlemek için özütlerin total fenolik, total flavonoid, DPPH, metal şelatlama, indirgeme gücü ve hidroksi radikalini söndürme aktiviteleri test edildi. En yüksek total fenolik bileşen miktarı A. diphtherites’ de gövdede metanol, kökte ise aseton özütünden elde edilirken A. gymnalopecias’ ta gövdede metanol kökte ise etil asetat özütünde tespit edildi. A. diphtherites ve A. gymnalopecias’ ta en yüksek total flavonoid miktarları ve indirgeme gücü aktiviteleri gövdede aseton kökte ise etil asetat özütlerinden elde edildi. A. diphtherites için en yüksek DPPH radikalini söndürme aktivitesi, gövdede metanol kökte ise aseton özütünde, A. gymnalopecias’ ta gövdede metanol kökte ise etil asetat özütünde tespit edildi. A. diphtherites’ te gövde kısmından elde edilen metanol ve kök kısmından elde edilen hekzan özütleri, A. gymnalopecias’ ta ise gövde ve kök kısımlarının metanol özütleri en yüksek metal şelatlama aktivitesi gösterdi. Her iki türde de gövde ve kök etil asetat özütleri en yüksek hidroksil radikali söndürme aktivitesi gösterdi. A. gymnalopecias’ın gövde aseton ve metanol özütlerinin Streptococcus pyogenes’in büyümesi üzerinde inhibisyon etkisine sahip olduğu tespit edildi.Other Bahis Argümanı ve Pragmatik İman Anlayışı(2015) Eyüp AktürkGeçmişten bugüne Tanrı’nın varlığı ve mahiyeti pek çok felsefî tartışmaya konu olmuştur. Elbette bu tartışmalarda bir görüş birliğinden bahsetmek pek olanaklı görünmemektedir. Bu bağlamda, ‘Tanrı inancı ile kanıt (akıl) arasında nasıl bir ilişki vardır?’ sorusu farklı yaklaşımların (çözümlemelerin) ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışma, ‘hiç- bir epistemik/aklî haklı-çıkarım olmaksızın Tanrı inancına sahip olmak mümkün müdür? Tanrı’nın ‘ne’ olduğunu ortaya koyabilecek epistemik/aklî bir zemin olmadan pratik/pragmatik nedenlerden hareketle Tanrı inancın doğruluğu savunulabilir mi?’ sorularına cevap bulmayı hedeflemektedir.Article BATI METAFİZİĞİNİN TEMEL SORUSU VE HEIDEGGER(2016) Keskin, MesutElinizdeki makale, Batı metafiziğinin temel sorusuna Heidegger'in yeni bir okuma ve çeviri anlayışıyla cevap denemesini serimler. Bu serimleme, Heidegger öncesi ve sonrası metafiziksel yaklaşımların temel soruyu nasıl ele aldıklarını şart koşar. Buna göre metafiziğin temel sorusunun bilhassa Leibniz ve Schelling'teki önemi vurgulanıp Heidegger yaklaşımının evveliyatı tasvir edilir. Bu tasvirin ışığında Heidegger'in getirdiği yenilikler, tartışmalar ve yeni sorunlar sunulur. Temel soru Heidegger'in bu sorunun tarihindeki merkezi konumuyla her hakiki felsefi soru gibi bitmez ve çağdaş felsefe ya da bilimlerde, metafizik dışı ve analitik bir biçimde işlenmiştir. Nihayet, metafiziğin temel sorusunun cevapsız güncelliğini, efsuni muammasını, çözülmez önemini ve faydasız zorunluluğunu göstermek bu makalenin en dipte yatan görevidir.Article Bazı Ekmeklik Buğday Çeşitlerinde Verim Stabilitesinin Biplot ve AMMI Analiz Yöntemleri ile Değerlendirilmesi(2018) Erol Oral; Enver Kendal; Yusuf Doğan; Doğan, YusufBu çalışmada, bazı ekmeklik buğday çeşitlerinin verim performansı, stabilitesi ve çeşit x çevre interaksiyonları incelenmiştir. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre dört tekrarlamalı ve sulu şartlarda yürütülmüştür. Tane verimi, ana etkiler ve çarpımsal interaksiyonlar (AMMI) analizi ile değerlendirilmiştir. Kareler ortalaması sırasıyla; %83.34’ ü çevreden, %10.35’i çeşit x çevre interaksiyonundan ve %6.29’ü ise çeşitten kaynaklandığı saptanmıştır. Tane verimi en fazla çevre şartlarından etkilenmiş faktörler %0.01 ‘e göre önemli olduğu tespit edilmiştir. PCA 1 ve PCA 2 eksenlerinin çeşit çevre interaksiyonundaki etkisi sırasıyla %62.35 ve %37.65 olduğu saptanmıştır. AMMI analizi sonuçlarına göre Nurkent çeşidi negatif b değerine sahip olsa da hem stabil hem de en yüksek verimli, Bitacora çeşidinin (yurt dışı tescilli) ise verim ortalamasının üzerinde bir verime sahip olup stabilite çizgisinden oldukça uzak olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca çalışmanın yürütüldüğü Şanlıurfa lokasyonunun yüksek verim (740.8 kg/da) Diyarbakır lokasyonunun düşük verim (541.1 kg/da) potansiyeli çevre şartlarına sahip olduğu anlaşılmıştır. Araştırma sonuçlarına göre, mevcut iki çeşitten daha yüksek diğer üç çeşitten daha düşük verime sahip Bitacora çeşidi, Şanlıurfa lokasyonunda ilk sırada tercih edilmesi gereken çeşit olduğu tespit edilmiştir. Ekmeklik buğday açısından tane verimi kadar önemli olan kalite kriterleri açısından da iyi sonuçlara sahip olduğu takdirde, bu aday çeşidin araştirmanin yürütüldüğü bölgelerde yetiştiriciliğinin tavsiye edilebileceği sonucuna varılmıştır.Article Bazı Ekmeklik Buğday Genotiplerinin (Triticum aestivum L.) Doğal Yağış Koşullarındaki Verim ve Kalite Parametrelerinin Değerlendirilmesi(2017) Aktaş, Hüsnü; Karaman, Mehmet; Oral, Erol; Kendal, Enver; Tekdal, SertaçÇalışma 2011-12 ve 2012-13 yetiştirme sezonlarında, Hazro/Diyarbakır ekolojik koşullarında yazlık gelişme tabiatlı ileri kademedeki 20 ekmeklik buğday genotipi ile tescilli 5 çeşidin yağışa dayalı şartlarda verim ve bazı kalite özelliklerinin araştırılması amacıyla yürütülmüştür. İki yıllık birleştirilmiş varyans analiz sonuçlarına göre incelenen tüm özellikler için genotipler arasındaki fark istatistiki olarak (P<0.05) önemli bulunmuştur. Birinci yılda G21 (392 kg/da), ikinci yılda ise Dinç çeşidi (610 kg/da) en yüksek tane verimine sahip genotipler olurken, G4, G8 ve G5 (Dinç) her iki yılda da yüksek ve aynı zamanda benzer tane verimi performansına sahip genotipler olmuş, G19 ve G21 genotipleri ise ortalamadan yüksek tane verimine sahip olmalarına rağmen her iki yılda farklı performansa sahip olarak kaydedilmiştir. Birinci yılda, G9 bin tane ağırlığı ve hektolitre için, G21 genotipi tane verimi için (TV), G3 sedimantasyon için, G4 protein için, ikinci yılda ise G14 genotipi başakta tane ağırlığı, başakta tane sayısı, G12 sedimantasyon için, G15 ve G2 bin tane ağırlığı bakımından en yüksek performansa sahip genotipler olmuştur. Basit korelasyon analizi sonuçlarına göre, metre karede başak sayısı ile tane verimi; protein oranı ile sedimantasyon arasında pozitif; tane verimi ile protein oranı arasında da negatif ve istatistiki olarak önemli korelasyonlar tespit edilmiştir. Çalışma sonucunda G21 genotipi hem tane verimi hem de kalite özellikleri için üstün özelliklere sahip olduğu için çeşit tescili için ümitvar bir genotip olarak saptanırken, buğday ıslah programlarında yüksek tane verimine sahip çeşitlerin tespitinde birim alandaki başak sayısının seleksiyon kriteri olarak kullanılabileceği tespit edilmiştir.Article Bazı Yazlık Arpa (Hordeum vulgare L.) Genotiplerinin Verim ve Kalite Yönünden Değerlendirilmesi(2017) Erol Oral; Enver Kendal; Yusuf Doğan; Doğan, YusufBu araştırma, Diyarbakır ekolojik koşullarında farklı arpa genotiplerinin verim ve kalite özelliklerinin belirlenmesi amacıyla yürütülmüştür. Çalışmada ICARDA'dan temin edilen ve düşük yağışlı alanlar için önerilen 20 adet yazlık arpa hattı ile 5 adet standart çeşit materyal olarak kullanılmıştır. Denemeler tesadüf blokları deneme desenine göre tekrarlamalı olarak GAP Uluslararası Tarımsal Araştırma ve Eğitim Merkezi Müdürlüğü deneme alanında yürütülmüştür. Çalışmada başaklanma tarihi, bitki boyu, bin dane ağırlığı, hektolitre ağırlığı, protein oranı, nişasta oranı, yatma, tanede nem oranı ve tane verimi özellikleri incelenmiştir. Varyans analiz sonuçlarına göre, başaklanma tarihi 112.0 - 117.5 gün, bitki boyu 90 - 117 cm, bin tane ağırlığı 32.0 - 46.4 g, hektolitre ağırlığı 65.1-73.5 kg hl-1, protein oranı % 14.0 -17.2, nişasta oranı % 68.6 - 70.5, nem % 8.0 - 8.4, yatma % 0 - 60 ve tane verimi 609.2 - 787.0 kg da-1 arasında değişim göstermiştir. Tane verimi açısından, 2 ve 16 hatlar ile Lignee 131 çeşidi, kalite kriterleri açısından ise Salmas çeşidi ile 17 nolu hat öne çıkarken bazı genotipler orta düzeyde yatma eğiliminde iken bazılarında çok az yatma görülmüştür. Sonuçlara bağlı olarak iyi performans gösteren hatlar ve çeşitler bir ileri kademeye taşınmıştırArticle Bazı yazlık arpa genotiplerinin verim ve kalite yönünden değerlendirilmesi(2012) Enver Kendal; Yusuf Doğan; Doğan, YusufÇalışma, Güneydoğu Anadolu Bölgesinin arpa yetiştiriciliği açısından önem arz eden Diyarbakır ve Adıyaman illerinde, 2008-09 ve 2009-10 yıllarında, tesadüf blokları deneme deseninde dört tekerrürlü olarak yürütülmüştür. Şahin 91 ve Vamıkhoca çeşitleri ile birlikte CIMMYT (Uluslararası Mısır ve Buğday Geliştirme Merkezi) ve ETAE (Ege Tarımsal Araştırma Enstitüsü) melez programlarından temin edilen 10 adet yazlık arpa hattı kullanılmıştır. Çalışmada; tane verimi ve verimi etkileyen bazı kalite kriterleri (hektolitre ağırlığı, bin tane ağırlığı, nişasta ve protein oranları) incelenmiştir. Yapılan birleşik analizlerde, incelenen özellikler bakımından yıl, yer, çeşit ve yıl x yer, yıl x yer x interaksiyonlarında % 1 ve % 5 düzeyinde önemli farklılıklar belirlenmiştir. Araştırmada kullanılan genotipler değerlendirildiğinde verim bakımından 2 nolu genotip teknolojik kalite kriteri bakımından 8 nolu genoitp kimyasal kalite kriterleri bakımından ise 4 nolu genotip öne çıkmıştır. Bu çalışma sonucunda verim ve kalite özellikleri bakımından öne çıkan genotiplerin tescil ettirilmesi veya melez programlarında kullanılmak üzere stokta muhafaza edilmesi Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ nin arpa yetiştiriciliği açısından faydalı olacaktır.Article BİR BEKTAŞİ ŞAİR RÂŞİD HAKKINDA BAZI TESPİTLER VE DÎVÂNÇESİ(2018) Adnan OktayBektaşi şairlerden biri olan Râşid Alî Efendi ile ilgili ilk bilgiyi Osmanlı Müellifleri vermektedir. Daha sonra farklı kaynaklarda Râşid’e yer verildiği görülmüştür. Şair, “Râşid ve Kemter” mahlaslarıyla şiirler yazmıştır. Birden çok mahlas kullanması ve bu mahlasların başka şairler tarafından da kullanılmış olması, şairin hayatı ve edebî kişiliği ile ilgili bilgi karışıklığına sebep olmuştur. Râşid’in tespit edilen tek eseri Dîvânçe’sidir. Râşid Dîvânçe’sinin oldukça hacimli bir dîvân olduğu iddia edilmiştir. Ancak iddia edilen bu Dîvânçe’ye bu çalışma yapılırken maalesef ulaşılamamıştır. Eldeki tek Râşid Dîvânçe nüshasında on altı gazel, yedi nefes, iki muhammes ve iki müseddes yer almaktadır. Bu hâliyle eser, küçük bir dîvânçe niteliğindedir. Şiirlerinden Râşid’in Hz. Muhammed ve Hz. Ali’ye âşık biri olduğu anlaşılmaktadır. Şairin bunun yanında Ehl-i Beyt’e ve özellikle de Hz. Hüseyin’e şairin özel bir sevgisi vardır. Ayrıca Râşid’de bir taraftan başta Bektaşilik olmak üzere Caferîlik, Haydarîlik ve Hurûfîliğin izlerine rastlamak mümkündür. Bu çalışmada Râşid Alî Efendi’nin hayatı, edebî kişiliği, Dîvânçe’sinin tenkitli metni ve eserin edebî açıdan incelenmesi amaçlanmıştır. Bunun için yazma eser kütüphane katalogları taranmış, eserin tek el yazma nüshasının olduğu tespit edilmiştir. Karşılaştırma, analiz, örnekleme ve açıklama yöntemleriyle nüshada yer alan manzum metinler incelenerek Râşid’in hayatı, eserleri, edebî kişiliği ve düşünceleri tespit edilmeye çalışılmıştır.Article Bir sentez girişimi olarak gerçekliğin sosyal inşâsı(2013) İbrahim YücedağSosyolojinin teorik temellerine ilişkin tartışmaların odağını oluşturan ‘toplum nasıl anlaşılabilir’ sorusu çeşitli açıklama çabalarını da beraberinde getirmiştir. Metateorik düzeyde gerçekleştirilen tartışmalarda, toplumun durağan ve değişen yanlarıyla,makro ve mikro boyuttaki gerçekliği arasındaki ilişkinin niteliği toplumu anlamada izlenecek yolu belirlemiştir. Toplumun anlaşılması sorunu, sosyolojinin varlık nedenlerine ilişkin bir sorgulamadır. Toplumsal yapı mı sadece incelenmelidir yoksa bireyin de içinde bulunduğu bir bakış açısı mı geliştirilmelidir? Bu ve benzeri sorular sosyolojide farklı kuramsal yaklaşımlara temel oluşturmuştur. Teorik düzeyde, yapısalcılıktan etnometodolojiye kadar bir çok teorinin beslendiği dilemma budur. Bu çerçevede, toplumun hemmakro hem de mikro boyutu arasında bir köprü kurmaya çalışan Peter L. Berger ve Thomas Luckmann toplumu, bu iki gerçeklik arasında sürekli oluş halindeki bir üst-gerçeklikolarak tasavvur eder. Çalışmamızda Berger ve Luckmann’ın ‘Gerçekliğin Sosyal İnşası’ kuramlarını oluştururken kimlerden etkilendikleri incelenmiş, bu kuramın temel bileşenleri ve eksiklikleri çeşitli yönleriyle tartışılmıştır.Article Bizans İmparatorluğu Zamanında Amida (Diyarbakır) (IV.-VII. Yüzyıl)(2015) Ahmet KütükBu makalede, erken Bizans döneminde Bizans ve Sasani İmparatorlukları arasında sürdürülen sınır savaşları ve Sasanilerin Amida'ya karşı gerçekleştirdikleri 359 ve 503 yılı kuşatmaları incelenerek, İmparatorluğu'nun doğuda takip ettiği sınır politikasının genel esasları tespit edilmektedir. Bizans ve Sasani İmparatorlukları arasındaki mücadelelerde, Mezopotamya'da Nisibis (Nusaybin), Anastasiopolis (Dara), Singara (Sincar), daha kuzeyde Silvan (Meyyafarikin), Theodesiopolis (Erzurum) gibi şehirlerin doğrudan sınır hattında olması hasebiyle imparatorluk için birinci dereceden önem arz ettikleri görülmektedir. Amida (Diyarbakır), Tella (Viranşehir), Resu'l Ayn (Ceylanpınar), Callinicum (Rakka) gibi yerleşim yerleri ise daha geride ikinci dereceden savunma hattı olmuşlardır. Sasani ordularının zaman zaman birinci hattı aşarak ikinci hattın en önemli şehri olan Amida'ya kadar gelmesi imparatorluk için bir alarm durumu olarak telakki edilmiş, sınırda katı önlemler alınmıştır. Roma kaynaklarında 4. yüzyılın ikinci yarısından 7. yüzyılın ortalarına kadar ki dönemde Amida vesilesiyle zikredilen olaylar, bu şehrin özellikle 363'ten sonraki dönemde askeri ve idari açıdan daha stratejik bir konum kazandığını göstermektedirArticle Çelebioğlu Külliyesi; Mevlevîliğin İran'daki ilk Temsilciliği(2016) Doğan Turay, EsraYakın tarihte restore edilen Çelebioğlu Külliyesi, İlhanlı Devleti hükümdarı Olcaytu tarafından Sultaniye şehrinde yaptırılmış İran'ın en eski hângâh/dergâhıdır. Eser Mevlevîliğin İran'a geçiş sürecini başlatan yapı olarak kabul edilir. Türkiye'de pek bilinmeyen bu tarihî külliyenin önemi, eserin ilk mevlevîhânelerden biri olma ihtimalidir. İran'da külliye ile ilgili tarihî ve mimari çalışmaların son yıllarda tamamlanması ile eserin mevlevîhânelerle benzerliği belirmiştir. Külliyede Anadolu Mevlevî dergâhı planıyla kendine özgü bir yapıya sahip Mevlâna Celaleddin Rumi'nin torunu Sultan Veled'in oğlu Ulu Arif Çelebi için yaptırılan bir hângâhla Mevlânâ muhibbi Gazan Han ve Olcaytu'nun (ö.716/1316) gözdesi ve Barakîlerin şeyhi Barak Baba için yaptırılan bir türbe yer almaktadır. Külliye bu gün Sultaniye'de ayakta kalan ender mekânlardan biridir.Article Chondrostoma regium'un Kas ve Gonad Dokusu Total Lipit, Fosfolipit ve Triaçilgiserol Yağ Asidi Kompozisyonu(2018) Semra Kaçar; Mehmet Başhan; S Ahmet OymakBu çalışmada, bir tatlı su balığı olan Chondrostoma regium'nın kas ve gonad lipitleri, gaz kromatografisi ile incelendi. En önemli yağ asitleri; doymuş yağ asitlerinde (DYA); palmitik asit (C16:0) (% 23.29-26.58) ve stearik asit (C18:0) (% 9.69-11.33), tekli doymamış yağ asitlerinde (TDYA); oleik asit (C18:1n-9) (% 16.91-19.96) ve palmitoleik asit (C16:1n-7) (%5.30-8.76), n-6 aşırı doymamış yağ asitlerinden (ADYA); arakidonik asit (C20:4n-6) (% 4.45-9.32) ve n3 aşırı doymamış yağ asitlerinden (ADYA), eikosapentaenoik asit (C20:5 n-3, EPA) (% 3.42-11.56) dokosahekzaenoik asit (C22:6n-3, DHA) (% 4.20-13.10) idiArticle Cizre kırmızı medrese bağlamında tarih kimlik hafıza oluşumu(2014) Serdar ŞengülBu makale, Osmanlı modernleşmesi ve Türk ulus-devlet inşa sürecinin Türkiye’de yaşa- yan Kürtler arasında medrese algısını nasıl etkilediğini Cizre’de bulunan Kırmızı Medrese özelinde tarihsel ve etnografik perspektiften incelemeyi amaçlamaktadır. Kırmızı Medre- se’nin 1508 yılında bir Kürt Beyi tarafından inşa edildiğine inanılmaktadır. Medrese 1847 yılında Beyliğin ortadan kaldırılışından sonra yıkıntı haline gelmiştir. Bununla birlikte, Kırmı- zı Medrese toplumsal hafızada bugüne kadar önemli bir rol oynamaya devam etmiştir. Kül- tür, kimlik ve hafıza arasındaki ilişkilerin Kürtler’in bu medreseye dair anlatılarında nasıl tahayyul ve inşa edildiği bu yazının odak noktasını oluşturmaktadır. Yazıda ilk olarak hafıza, kimlik ve politik tahayyülün ilişkilendirildiği teorik çerçeve kısaca anlatılmış, ardından Kırmı- zı Medrese’nin önem kazandığı tarihsel bağlam açıklamış, ardından Kırmızı Medrese’yi hatır- lamanın temelinde yatan dinamikler ve bunların politik ve kültürel görünümleri ele alınmıştır.Article Cizre kırmızı medrese: Mimari, iktidar ve tarih(2014) Birgül Şengül AçıkyıldızBu makale, Cizre şehir merkezinde bulunan ve Cizre Azizan Beyi II. Şeref Han tarafın- dan kentin 15. yüzyılın sonu veya 16. yüzyılın başında Akkoyunlulardan geri alınışının anısına inşa edildiğine inanılan Kırmızı Medrese’nin mimari ve mimariye bağlı süslemelerinin döne- min kültürel ve siyasal bağlamını da göz önünde bulundurarak analizini yapmayı amaçlamış- tır. Yazıda mescit, türbe, müderris ve öğrenci odaları ile avludan oluşan medrese kompleksi- nin ayrıntılı tasviri yapılarak, Anadolu, Kuzey Mezopotamya, Suriye, İran ve Orta Asya yapılarıyla karşılaştırmalı bir değerlendirmesi gerçekleştirilmiştir. Geniş bir bölgede farklı İslam devletleri tarafından üretilmiş olan öncülleri ve aynı dönem yapılarıyla yapılan karşılaş- tırmalar medresenin özgün mimari özelliklerinin ve İslam mimarisi tarihindeki yerinin anla- şılmasını sağlamıştır. Son olarak da 15. yüzyıl mimarlık tarihine damgasını vuran ve iktidar sembolü haline dönüşmüş olan Timurlu üslubunun Cizre hakimi Kürt Azizan Beyi II. Şeref Han’ın hamiliğini yaptığı medresesinde kullanılarak iktidarının mimaride nasıl vücut bulduğu ve sembolü haline geldiği Karakoyunlu, Akkoyunlu ve Osmanlı örnekleriyle karşılaştırarak tartışılmıştır.Presentation Article Developing a Scale for Constructivist Learning Environment Management Skills(2014) M Cevat YıldırımProblem Durumu: Son yıllarda sıkça tartışılan yaklaşımlardan biri yapılandırmacılıktır. Bu yaklaşımı uygulayan öğretmenlerin temel görevi, öğrenenlerin bilgiyi anlamlandırmasına ve yapılandırmasına teşvik edecek ortam ve olanaklar sağlamaktır. Yapılandırmacı öğrenme ortamları, geleneksel yöntemlerin uygulandığı sınıf ortamlarından oldukça farklıdır. Yapılandırmacı öğrenme ortamlarında öğrencilerin daha fazla sorumluluk almaları ve aktif olmaları gerekmektedir. Öğretmenlerin ise bu ortamın yönetimi konusunda aktif olmaları beklenmektedir. Yapılandırmacı öğrenme ortamındaki uygulamaların başarıya ulaşmasının, öğretmenlerin bu ortamı yönetme becerileriyle doğrudan ilişkilidir. Öğretmenlerin bu ortamı yönetme becerilerinin ne düzeyde olduğunun belirlenebilmesi ise sözü edilen becerileri belirlemede kullanılabilecek ölçme araçlarının geliştirilmesini gerektirmektedir. Yapılandırmacı öğrenme ortamı ile ilgili bazı ölçek geliştirme çalışmaları yapılmıştır. Fakat alanyazında öğretmenlerin görüşlerine dayalı, öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenme ortamını yönetme becerilerine yönelik vesınıf yönetimi süreçlerini kapsayan herhangi bir ölçeğe rastlanmamıştır. Bu nedenle, böyle bir ölçek geliştirme çalışmasına ihtiyaç duyulmuştur. Araştırmanın Amacı: Bu araştırmanın amacı, ilköğretim okullarında ve liselerde görev yapan öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenme ortamını yönetme becerilerinin ne düzeyde olduğunu belirlemeye yönelik bir ölçek geliştirmektir. Araştırmanın Yöntemi: Araştırma, Şanlıurfa il merkezindeki ilköğretim okullarında ve liselerde görev yapan ve tesadüfi örnekleme yöntemiyle belirlenen öğretmenlerden oluşan üç farklı çalışma grubu üzerinde gerçekleştirilmiştir. Birinci çalışma grubu, 316 öğretmenden; ikinci çalışma grubu 317 öğretmenden, üçüncü çalışma grubu ise bir ilköğretim okulunun 50 öğretmeninden oluşmuştur. Alanyazın incelemesinden ve kapsam geçerliğine yönelik uzman görüşleri alındıktan sonra 47 maddelik taslak bir ölçek oluşturulmuştur. Ölçeğin yapı geçerliğini ve faktör yapısını belirlemek için birinci çalışma grubu verileri üzerinde Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA) uygulanmıştır. Verilerin AFA'ya uygunluğu Kaiser-Meyer-Olkin (KMO) ve Bartlett küresellik testleriyle belirlenmiştir. Faktör sayısının belirlenmesinde ölçüt olarak, Eigen değerinin minimum 1.00 olması ve maddelerin seçiminde ise madde faktör yüklerinin minimum. 32 olması temel alınmıştır. AFA'dan sonra madde analizi yapılmıştır. Her bir maddenin ölçeğin bütünü ile tutarlığını belirlemek için düzeltilmiş madde toplam korelasyonları incelenmiştir. Maddelerin ayırt edicilik gücü ise ilişkisiz örneklemler için t testi ile belirlenmiştir. AFA'da elde edilen faktörlerin doğrulanıp doğrulanmadığına ilişkin değerlendirmenin yapılabilmesi için ikinci çalışma grubu verileri üzerinde Doğrulayıcı Faktör Analizi (DFA) yapılmıştır. DFA'da tanımlanan modelin uyumunu değerlendirmede; ?2değerinin serbestlik derecesine oranının ikiden küçük, RMSEA ve SRMR değerlerinin .05'ten küçük, AGFI değerinin .85'ten büyük, CFI ve NNFI değerlerinin .90'ten büyük olması ölçüt olarak kabul edilmiştir. Ölçeğin güvenirliğini belirlemek için ikinci çalışma grubu verileri üzerinde Cronbach alfa katsayısı ve üçüncü çalışma grubu verileri üzerinde ise test-tekrar test güvenirliği katsayısı hesaplanmıştır. Araştırmanın Bulguları: AFA sonucunda, KMO değeri .93 bulunmuş ve Bartlett küresellik testinin sonucu (?2=4349.14; sd=528; p<.001) anlamlı çıkmıştır. Bu sonuçlar, verilerin AFA yapmak için mükemmel düzeyde yeterli olduğunu göstermiştir. Madde faktör yükleri .49 ve üzerinde değerler alan 33 maddeden oluşan ve faktör öz değerleri 1.07 ve üzerindeki değerlere sahip altı faktörlü bir yapı ortaya çıkmıştır.Faktörlere; iletişim ve etkileşim (İE), bağlantı kurma (BK), becerileri geliştirme (BG), süre kullanımı ve değerlendirme (SKD), öğrenme ve öğretme (ÖÖ), öğrenme ortamının düzenlenmesi (ÖOD) şeklinde isimler verilmiştir. Yapılandırmacı Öğrenme Ortamını Yönetme Becerileri Ölçeği (YÖOYBÖ)'nin toplam varyansın %55.40'ını açıkladığı ve bu değerin kabul edilebilir düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Birinci faktör ölçeğe ilişkin toplam varyansın % 34.23'ünü, ikinci faktör %5.65'ini, üçüncü faktör %4.74'ünü, dördüncü faktör %4.05'ini, beşinci faktör %3.50'sını ve altıncı faktör %3.25'ini açıklamaktadır. Korelasyon analizinde, hem faktörler arasında hem de faktörler ile toplam puan arasında anlamlı bir ilişkinin olduğu saptanmıştır. Hesaplanan düzeltilmiş-madde toplam korelasyon katsayıları .33 ve üzerinde bulunmuştur. Bu katsayılar, her bir maddenin ölçeğin bütünüyle tutarlı olduğunugöstermektedir. Alt-üst %27 grup ortalamaları farkına dayalı madde analizinde ise tdeğerleri anlamlı (p<.001) bulunmuştur. Bu sonuç, tüm maddelerin öğretmenleri yapılandırmacı öğrenme ortamını yönetme becerileri açısından ayırt ettiğinin bir göstergesi olarak kabul edilmiştir. Altı faktörlü yapıya ait model DFA ile test edilmiştir. DFA ile hesaplanan uyum indeksleri şöyledir: ?2/sd=1.47, RMSEA=.039, SRMR=.042, AGFI=.86, CFI=.95, NNFI=.94. Uyum indekslerinin kabul edilebilir değerlerin oldukça üzerinde olması, ölçeğin altı faktörlü yapısının doğrulandığını göstermiştir. Ayrıca DFA ile hesaplanan faktör-madde ilişkilerine ait standardize edilmiş çözümleme katsayıları incelenmiştir. Faktörlerin maddeler üzerindeki doğrudan etki katsayıları .50 ve üzerinde,açıklanamayan varyans katsayılarının ise .75' ve altında olduğu belirlenmiştir. Gözlenen tüm faktör-madde ilişkileri anlamlı (p<.01) bulunmuştur. Ölçeğin Cronbach alpha güvenirlik katsayıları, faktörler bazında .67 ve üzerinde, ölçeğin toplamına yönelik ise .95 bulunmuştur. Bu katsayılar, ölçeğin iç tutarlığının yüksek olduğunu göstermektedir. Test-tekrar test güvenirlik analizinde ise faktörlere yönelik güvenirlik katsayılarının .71 ve üzerinde olduğu, ölçeğin toplamı için .93 olduğu saptanmıştır. Bu katsayılar, ölçek üzerinde zamana bağlı olarak iyi derecede kararlı ölçümlerin yapılabileceğine işaret etmektedir. Araştırmanın Sonuçları ve Öneriler: Geçerlik ve güvenirlik sonuçları, YÖOYBÖ'nün geçerlik ve güvenirlik açısından uygun bir ölçme aracı olduğunu göstermiştir. Bu ölçeğin Türkiye'deki ilköğretim okullarında ve liselerde görev yapan öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenme ortamını yönetme becerilerini ölçmeye uygun olduğu düşünülmektedir. Öğretmenlerin yapılandırmacı öğrenme ortamını yönetme becerilerine yönelik daha ayrıntılı veri toplamak için YÖOYBÖ'nün öğrenci formları geliştirilebilir.Article DI ÇARÇOVEYA ÇANDA DEVKÎ DE DI NAV CIVAKA KURDAN DE DENGBÊJ Û SAZIYA DENGBÊJIYÊ(2015) Tekin ÇifçiSözlü kültür toplumların hafızasını oluşturur. Özellikle yazının yeterince gelişmediği toplumlarda bireyler arası kültürel aktarım çoğunlukla sözlü olarak gerçekleşir. Bu etkileşim zamanla sözlü edebiyata ve müziğe dönüşür. Bazı kimseler de bu kültür taşıyıcılığını mesleğe dönüştürür. Bu çalışma da Kürt toplumunun sözlü kültürünün taşıyıcıları olan dengbêjler ve dengbêjlik sanatının önemi üzerinde durmaktadır. Dengbêjlik bir sanat, müzik ve hafıza aktarımıdır. Kürtçenin resmi dil olarak kullanılmayışı, yazılı kültürün gelişimi için bir engel oluştururken, sözlü kültürün gelişimi için bir avantaja dönüşmüştür. Özellikle müzik alanında manilerden ağıtlara kadar dev bir müzikal bellek oluşmuştur. Dengbêjler bu farklı müzik türlerinin tamamını - yerine göre - icra etmişlerdir. Çalışmamızda esas olarak kilam denilen aşk, savaş ve ölüm gibi trajik şarkılar üzerinden değerlendirmeler yapılmıştır. Bu şarkıların çoğu uzunhava biçiminde ve müzik aleti kullanılmadan icra edilmiştir. Sayfa sınırından dolayı kılamların metinlerine yeterince yer verilememiştir. Çalışmada dengbêj kavramı hem kadın hem de erkek sanatçılar için kullanılmıştır